1. #1
    master - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    3.222

    Sponsonlu Bağlantılar
    Türk Kızılayı
    Kuruluş 1868 - Hilal-i Ahmer Cemiyeti-1947 - Türkiye Kızılay Derneği
    Merkez Ankara
    Hizmet bölgesi Türkiye
    Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kerem Kınık
    Genel Sekreter Hüseyin Can
    Genel Müdür Dr. Mehmet Güllüoğlu
    Resmî site kizilay.org.tr/kurumsal/




    Kızılay (Resmî adı: Türkiye Kızılay Derneği, Türk Kızılayı olarak da bilinir, eski adı Hilal-i Ahmer Cemiyeti), Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi'nin temel ilkeleri olan insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik çerçevesinde çalışan bir yardım kuruluşudur.

    Personelinin bir kısmı gönüllü olarak, bir kısmı ise maaşlı olarak çalışır.

    Tarihçe-Kızılhaç"ın kuruluşu ve Osmanlı Devleti
    22 Ağustos 1864"te Cenevre"de 12 hükümetin katılımı ile düzenlenen uluslararası toplantıda I. Cenevre Konvansiyonunun imzalaması ile Uluslararası Kızılhaç Örgütü'nün kurulmasının önü açılmıştı. Osmanlı hükumeti bu anlaşmayı 5 Temmuz 1865'te onayladı. Ancak derneğin durumu ilk 40 yıl belirsiz kaldı.

    Başlangıçta Osmanlı Devleti yöneticileri arasında bu cemiyetin fayda sağlamayacağı düşüncesi vardı.[1] Yine de 1867 yılında Mekteb-i Tıbbiye hocası Dr. Abdullah Bey, Paris'te toplanan ilk Kızılhaç kongresine delege olarak gönderildi. Kongrede Milletlerarası Sıhhi Yardım Komitesi"ne Türkiye delegesi seçilen Abdullah Bey, Osmanlı Devleti içinde yaralılara yardım derneği kurmak için Milletlerarası Yardım Komitesi Başkanlığı"ndan bir vekâletname aldı.


    Mecruhin ve Marza-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti
    Abdullah Bey"in Paris dönüşünde bu konuda yaptığı girişimler oldu fakat ortada teşkilatın sembolü olan haç işaretinin Hristiyanların sembolü olması ve ordu çevrelerinden gelen güvensizlik gibi sorunlar vardı.[2]. Abdullah Bey, ısrarlı çabaları sonucu Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa'nın desteğini almayı başardı. Kırımlı Dr. Aziz Bey'in de katkılarıyla Mekteb-i Tıbbiye Nazırı Marko Paşa başkanlığında Mecruhin ve Marza-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti kuruldu. Kurulan bu dernek herhangi bir işaret ve sembol kullanmıyacakdı. Bu derneğin kurulduğu 11 Haziran 1868 tarihi Türkiye"de Kızılaycılığın resmen kuruluş tarihi kabul edilir.

    Geçici bir yönetim kurulu oluşturan cemiyet, tüzük hazırlamak üzere de bir komisyon kurdu. Cemiyetin başkanı Marko Paşa, Genel sekreteri Abdullah Bey idi. Hazırlanan tüzük incelenip onaylanmak üzere hükümete sunuldu. Ne var ki girişim askeri yetkililer tarafından sivillerin askerlik işlerine karışması olarak değerlendirilmişti.[2]. Yakınlarda bir savaş tehditi görülmediğinden cemiyet önemli görülmüyordu ve tüzük onaylanmadı. 1874 yılında Abdullah Bey"in ölümünden sonra cemiyet faaliyetlerini tatil etti.


    Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti
    1876"da Sırbistan ve Karadağ ile Osmanlı Devleti arasında yaşanan çatışmalar, Türkiye"de Kızılhaç"a bağlı bir askerlere yardım cemiyeti kurulması gerekliliğini yeniden gündeme getirdi.

    Çatışmalar sırasında Slav askerleri Salib-i Ahmer (Kızılhaç) Cemiyetlerinden yardım alırken Osmanlı askerleri çaresizlik içinde kalmışlardı. Kızılhaç ekipleri Osmanlılara yardım edemiyorlardı çünkü Cenevre Sözleşmesi"ni imzalamayan ya da imzalayıp da gereklerini yerine getirmeyen hükumetlerin askerlerine yardım edilmemesi kuralı vardı.

    Avrupa genelinde faaliyet gösteren Salib-i Ahmer cemiyetlerinin yetkilileri, Osmanlı Devleti'nin de yardımlardan yararlanabileceğini, bunun için İstanbul'da bir merkez oluşturup bunu Cenevre"deki merkez yoluyla diğer devletlere duyurmaları gerektiğini ilgililere gönderdikleri mektuplarla hatırlattılar. Bu gelişmeler üzerine İstanbul"da Mecrûhîn ve Zuafây-ı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti nin resmen kurulması için çalışmalar başladı.

    13 Ağustos 1876"da çeşitli hükumet ve cemiyet temsilcileri Mekteb- Tıbbiye Nazırı Marko Paşa başkanlığında toplandılar. Toplantıda cemiyetin, Cenevre Konvansiyonu'nda kabul edilen sembolü kullanmasının mümkün olmadığı için yeni bir sembol bulunması ve bir an önce cemiyetin tüzüğünün hazırlanması karara bağlandı. Kırımlı Aziz Bey"in konu üzerindeki çalışmaları sonucu Türkler'in sembol olarak Salib-i Ahmer (Kızılhaç) yerine Hilal-i Ahmer (Kızılay) kullanması kabul edildi.[1] Hilâl işaretinin tescili için Cenevre'deki hükümet aracılığıyla bütün devletlere başvuru yapıldı; devletlerin çoğu amblemi kabul ettiğini bildirdi. Derneğin tüzüğü hazırlanıp hükümete teslim edildi. Haç yerine hilal kullanılması kararı üzerine hükümet tüzüğü onayladı.

    Cemiyet, 14 Nisan 1877"de resmen kuruldu. Meclis-i Umum-u Sıhhiye İkinci Reisi Hacı Arif Bey cemiyet başkanı olarak görevlendirildi. 19 Nisan 1877"de yapılan ikinci toplantıda cemiyetin adı Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti olarak belirlendi.


    93 Harbi
    Kuruluşunu henüz yeni tamamlayan cemiyet, 93 Harbi sırasında, özellikle Plevne Savunması"nda kendini gösterdi. Savunma sırasında 4 bine yakın yaralıya baktı. Savaştan sonra Osmanlı Devleti"nde anayasa askıya alınmış birçok kurum ve kuruluşun çalışmalarına kısıtlama getirilmişti. Hilal-i Ahmet Cemiyeti de çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.


    Yunan Harbi
    1897"de 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı"nın patlak vermesi üzerine Hilal-i Ahmer Cemiyeti yeniden gündeme geldi. 24 Mayıs 1897 tarihli bir sadrazamlık emri ile cemiyet yeniden göreve davet edildi.[1] Heyetin ikinci başkanı Nuriyan Efendi önderliğinde bağış toplandı. Toplanan para ile kiralanan iki vapur savaşta yaralanan askerleri İstanbul"a getiri, orduya ilaç alımı yapıldı. Savaştan sonra cemiyetin faaliyetlerine yine ara verildi.


    Meşrutiyet"in İlanı
    Meşrutiyet"in ilanı ile ülkedeki birçok kurum gibi Hilal-i Ahmer Cemiyeti de bir yeniden yapılanma içine girdi, faaliyetlerine bir daha ara vermemek üzere yeniden kuruldu. Rejim değişikliğinden sonra devlet yönetiminde cemiyetin yararına inanan devlet adamları görev almıştı. 1911 yılında İstanbul"da çıkan büyük Aksaray yangını sırasındaki faaliyetleri devletten daha fazla yardım görmesinde etkili oldu.[1] Eski Hariciye nazırı ve Paris Sefiri Mehmed Rifat Paşa'nın eşi Madam Rıfat Paşa'nın kısa zamanda cemiyet için 5 bin altın toplaması, başkalarını da harekete geçirdi. Yeni bir tüzük hazırlanıp Devlet Şurası tarafından onaylandı.

    Cemiyete üye kaydedilen yüz kişi 20 Nisan 1911"de yapılan toplantıda 30 kişilik idare heyetini seçti ve başkanlığa Hakkı Paşa"yı getirdi. Veliaht Yusuf İzzettin Efendi cemiyetin fahri başkanlığını üstlendi. Tophane"deki üç katlı bir bina veliaht tarafından döşendi ve cemiyetin ilk genel merkezi oldu. Genel merkez daha sonra II. Mahmut Türbesi etrafındaki dört katlı bir binaya taşındı.

    II. Meşrutiyet"in ilanından sonra devletin üst kademelerindeki devlet adamlarının çoğu cemiyete eşleriyle birlikte üye olmuşlardı. 20 Mart 1912"de Dr. Besim Ömer Paşa"nın girişimiyle Hilal-i Ahmer Cemiyeti Hanımlar Heyet-i Merkeziyesi adı ile bir birim oluştu. Başkanlığını Harbiye Nazırı Gazi Ahmet Muhtar Paşa"nın eşi Prenses Nimet Muhtar Hanım üstlendi. Hanımlar, devletin peş peşe girdiği savaşlarda cephedeki askerler kadar cephe gerisindeki sivil halkın ihtiyaçlarının karşılanması için de faaliyetlerde bulundular. Hasta bakıcı kursları düzenlediler. Balkan göçmeni kadınlar için Darüs-sınaa isimli sanat evleri kurdular.


    Milli Mücadele Dönemi
    I. Dünya Savaşı"ndan sonra başlayan Milli Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer, işgal kuvvetlerinin ve İstanbul hükümetinin baskılarına maruz kaldı. 16 Mart 1920"de dernek merkezi basıldı. Derneğin genel sekreteri Dr. Adnan Bey Ankara"ya geçerek kurulan milli hükümette görev aldı; eşi Halide Hanım Hilal-i Ahmer hemşiresi olarak savaşa katıldı.

    Ekim 1920"de İsmail Besim Paşa, Adnan Bey, Ömer Lütfü Bey ve Esat Paşa"dan oluşan Ankara temsilciliği kuruldu ve Anadolu"daki Hilal-i Ahmer merkez ve şubeleri ile temsilcilikleri buraya bağlandı. İstanbul"daki genel merkez Ankara'daki temsilciliğin yetkilerini arttırdı. İstanbul'dan Anadolu'ya acil ihtiyaç malzemeleri gönderildi ve pek çok sağlık personelinin Anadolu"ya geçmesi, cephe gerisinde çalışması sağlandı.

    Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti
    Cemiyetin İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu)"na yaptığı başvuru üzerine ismi 29 Kasım 1922"de Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti olarak değişti.

    Cemiyet, Milli Mücadeleden sonra cemiyet Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi'ni yönetti. Türkiye"ye nakillerini bekleyen Yunanistan"daki Türkler için sağlık ekibi ve sağlık gereçleri sağlandı.

    Cemiyetin merkezi 1925"te Ankara"ya alındı. Aynı yıl Türkiye'nin ilk Hastabakıcı Hemşire Okulu Hilal-i Ahmer tarafından açıldı.


    Kızılay Adını Alışı
    Cemiyetin adı 28 Nisan 1935"te Türkiye Kızılay Cemiyeti, 22 Eylül 1947"de Türkiye Kızılay Derneği olarak değişti. Günümüzde başkanlığını Dr Kerem Kınık yapmaktadır.


    Projeler
    Türk Kızılayı Sadece afet anlarında değil hayatın her anında insanlara yardım götürebilmek için projeler üretmektedir. Bu projelerin sayısı günümüzde 14'ü bulmaktadır.



    Gazze'ye İnsani Yardım
    Gazze'de bulunan yardıma muhtaç insanların temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturulmuş proje. İlk Yurtdışı temsilciliğini Gazze'de Kuran Türk Kızılayı, yaklaşık 9 yıldır burada Deprem nedeniyle Barınma alanlarını kaybeden, yaralanan ve sevdiklerini kaybeden ihtiyaç sahiplerine yardımlarını ulaştırmaktadır. bugüne dek Kızılay aracılığıyla Türkiye'den Gazze'ye 35.000.000 (Otuzbeş Milyon) Türk lirası tutarında insani yardım malzemesi ulaştırılmıştır.



    Tel-Afer'e İnsani Yardım
    Kuzey Irak bölgesinde ihtiyaç sahipleri için çadır kent kuran Türk Kızılayı'nın bölgedeki insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturduğu proje.



    Kızılay Gıda Kolisi Bağışı
    Proje kapsamında Türk Kızılayı, yardıma muhtaç kişilere dağıtılmak üzere birçok kuru gıda ürününün bulunduğu 2 farklı gıda kolisi hazırlamaktadır.



    Aşevlerine Nakdi Bağış Projesi
    Türkiye genelinde 14 aşevi ile hizmet veren Türk Kızılayı'nın, sağlıklı ortamlarda, besin değeri yüksek gıda malzemelerinden oluşan ve bir ailenin beslenme ihtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanan sıcak yemekleri ihtiyaç sahibi ailelere dağıttığı proje.



    Zekat

    Zekat olarak verilen bağışların ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılması projesi. Bu projede toplanan bağışlar, Kızılay hesaplarına ulaşmadan doğrudan ihtiyaç sahiplerine gönderilmektedir. Kızılay Kart bu bağışlarla dağıtılmaktadır


    Kızılay Gıda Kart
    Kızılay Kart, Türk Kızılayı tarafından uygun görülen yardımların ihtiyaç sahibi ailelerin tercihleri doğrultusunda dağıtılmasına imkan veren modern bir araçtır. İhtiyaç sahiplerinin tüm ihtiyaçlarını alışveriş noktalarından, verileni değil tercih ettiğini almasını sağlamak amacıyla üretilen, akıllı kart sistemidir.


    Vekaleten Adak
    Kişilerin adadığı adakların ,adak vekaleti vererek Kızılay sayesinde ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıldığı proje.



    Mobil Mutfak Bağışı
    Başta barınma olmak üzere yardıma muhtaç insanların beslenme ihtiyacı Türk Kızılayı mobil mutfakları sayesinde karşılanmaktadır. Kurulan mobil mutfaklar ile sağlıklı ve hijyenik ortamda pişen yemekler yardıma muhtaç insanlara dağıtılmaktadır.



    Acil Afet Çadırı Bağışı
    Afet durumlarında yeterli çadır sayısını sağlamak amacıyla nakdi yardım alınan proje.



    Tekerlekli Sandalye Bağışı
    Proje kapsamında 2022 sayılı kanun kapsamında ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen, vücut fonksiyonlarının yüzde 70 ve üzeri engelli olduğunu devlet hastaneleri tarafından düzenlenen raporlar neticesinde belgeleyebilen ihtiyaç sahipleri, Türk Kızılayı"ndan tekerlekli sandalye yardımı alabilmektedir.



    Sevgi Bohçası
    Sevgi Bohçası adı verilen proje ile maddi durumu yetersiz ailelere doğum sonrasında destek olunması hedefleniyor. Proje ile yeni doğan bebeklerin ve annelerinin temel ihtiyaçları Türk Kızılayı tarafından karşılanmaktadır.



    Özel Eğitim Sınıfları Şartlı Bağışları
    Özel Eğitim Sınıflarının Tefrişatı Projesi, özel eğitime ihtiyacı olan çocukların eğitimlerine katkı sunmayı hedefleyen bir projedir.



    Suriye'ye İnsani Yardım
    Suriye vatandaşı yardıma muhtaç insanların temel yaşam ihtiyaçlarının karşılandığı proje.


    Kızılay İyilik Koşusu
    Kızılay İyilik Koşusu, Türk Kızılayı tarafından düzenlenen ve bünyesinde devam eden projelere kaynak yaratmanın hedeflendiği yardımseverlik koşusu etkinliğidir.
    Konu master tarafından (31-10-2017 Saat 00:35 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    master - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    3.222

    KIZILAY HAFTASI

    Her yıl 29 Ekim - 4 Kasım tarihleri arasında Kızılay Haftası'nı kutlarız. Kızılay bir yardım kurumudur. Yardım insancıl bir duygudur. İnsanları yücelten bir düşüncedir. Bu düşüncenin yaygınlaşması, dünyamızı güzelleştirir. Barış içinde bir arada yaşamamızı sağlar. İnsanlar arasında birlik ve beraberlik duygularını geliştirir.
    Kızılay Haftası'nda, Kızılay Derneğinin kuruluş amacı ve çalışmaları konusunda okulda, sınıfta konuşmalar yapılır, bilgiler verilir. Radyo ve televizyonda Kızılay ile ilgili programlar yayınlanır.
    Felakete uğrayanlara din, dil, soy ayrımı yapmadan yardım edilmesi gerektiği görüşünü ilk olarak İsviçre'li bir yazar savundu. Tek tek yapılan yardımın yeterli olmadığı görüşünde birleşen Avrupalı devlet adamları İsviçre'nin Cenevre kentinde toplandılar. 1859 yılında İlk Yardım Derneği'ni kurdular. Bağımsız, yansız uluslararası bir kuruluş olan bu dernek daha sonra Kızılhaç adını aldı. Kızılhaç Derneği'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra ülkemizde 1868 yılında Yaralı Askerlere Yardım Derneği kuruldu. Dernek bir süre sonra Hilal-i Ahmer adını aldı. Hilal ay, ahmer kırmızı demektir. Cumhuriyet döneminde derneğin adı bu anlamı açıklayıcı biçimde değiştirildi. Türkiye Kızılay Derneği oldu.

    Kızılay; savaş, deprem, sel baskını, yangın, salgın hastalık gibi felakete uğrayanlara yardım eder. Depremden, selden, yangından zarar görenlerin yardımına koşar. Felakete uğrayanların barınmaları için çadır, battaniye yiyecek, giyecek dağıtır. Yaralananların iyileşmeleri için geçici hastaneler kurar. Savaşta yaralanan askerlerin iyileşmeleri için çaba gösterir. Onlara her tür yardımda bulunur.

    Kızılay salgın hastalık durumlarında hastalara yardım eder. Aşevleri açar, aşevlerinde yoksul, kimsesiz, düşkün yurttaşlara yiyecek ve içecek verir.
    Yurt içinde ya da yurt dışında deprem, sel baskını, savaş olur olmaz Kızılay depolarını açar, felaket bölgesine çadır, battaniye, giyecek, yiyecek, kan ve ilaç gönderir. Bu yardımların dağıtımını sağlar. Kızılay ülke içinde ve ülke dışında yaptığı bu yardımları ; üyelerin ödentileri, yardımseverlerin bağışları ve öğrencilerin satın aldıkları Kızılay pullarından elde ettiği gelirlerle karşılar.

    Kızılay, hiç bir ayrım gözetmeksizin doğal yıkımlara uğrayanlara, savaş yaralılarına, düşkünlere, salgın hastalıklara yakalananlara, din, dil, ulus ayrımı yapmadan yardım elini uzatır. Kızılay gerektiğinde aynı amaçlı Kızılhaç, Kızılaslan, Güneş gibi yardım kuruluşları ile işbirliği yapar. Kızılay gençlik kampları, aşevleri, hastaneler, dispanserler, kan merkezleri gibi sağlık ve yardım kuruluşlarını çalıştırır.

    Türkiye Kızılay Derneği'nin beyaz zemin üstünde kırmızı aydan oluşan bir bayrağı vardır. Kızılay bayrağındaki beyaz renk yaralı askerlerin gömleklerini, kırmızı ay ise kan izlerini simgelemektedir.



    Kızılay bir yardım kuruluşudur. Savaşta ve barışta halkın karagün dostudur. Savaşta yaralananlara, ölenlerin ailelerine yardıma koşar. Yaraları sarar. Her türlü yardımı yapar. Barışta yangın, sel, deprem felaketlerine uğrayanlara sıcak yardım elini uzatır. Fakirlere, düşkünlere, kimsesizlere yardım eder. Onlara yiyecek, giyecek, içecek, yakacak, çadır ve para yardımı yapar.
    Kızılay'ın, halka yaptığı yardımlar, yine halkın bu kuruluşa yaptığı yardımlardan, bağışlardan oluşur. Durumu iyi olan her vatandaş, Kızılay'a yardım etmeli, bağışta bulunmalıdır. Hepimiz Kızılay'a yardım edelim. Kızılay pulu alalım. Kurban Bayramında kestiğimiz kurban derisini bu kuruluşa bağışlayalım. Kızılay'a yaptığımız yardım fakire, fukaraya, felakete uğrayanlara yapılmış sayılır. Biz de bir gün felakete uğrarsak, Kızılay bizim de yardımımıza koşar.

    29 Ekim - 4 Kasım tarihleri arası Kızılay Haftası olarak kutlanır. Okullarda, radyo ve televizyonlarda, gazete ve dergilerde Kızılay'ın faydaları, amaçları anlatılır. Kızılay'la ilgili sergiler açılır. Çalışmalar halka gösterilir.
    Kızılay'ın merkezi Ankara'dadır. Türkiye'nin her il ve ilçesinde şubesi vardır. Okullarda Kızılay Kolu kurulur ve çalışır. Öğrencilerin üye olduğu bu kol, Kızılay'a pul satarak yardım toplar.




    KIZILAY'IN GÖREVLERİ VE ÇALIŞMALARI
    1. Doğa olaylarında zarar görenlere çadır, battaniye, giysi ve yiyecek yardımları yapar. Bunun için önceden bu maddeleri depo eder.
    2. Yoksul, kimsesiz ve düşkünler için aşevleri açar.
    3. Sağlık merkezleri kurar. Kurduğu kan bankası ile halkın yaptığı kan bağışlarını kabul eder, gereksinme duyanlara bu kanları verir.
    4. Hemşire yetiştirmek için okullar açar.
    5. Savaşta geçici sağlık merkezleri kurar.
    6. Gezici hastaneler kurar.

    KIZILAY'IN GELİR KAYNAKLARI

    Yardımsever yurttaşların bağışları,
    Üyelerin ödentileri,
    Kızılay pullarının satışından elde edilen gelirler,
    Rozet dağıtımından sağlanan gelirler,
    Devletin her yıl yaptığı yardımlar,
    Gümrükte alıkonulan eşyaların satışından elde edilen gelirler,
    Oyun kağıtlarının satışından elde edilen gelirler,
    Kızılay aracılığı ile dışardan alınan ilaçların, röntgen filmlerinin satışından sağlanan gelirler,
    Afyonkarahisar Maden Suyu'nun satışından sağlanan gelirler.



    DEPREM VE KIZILAY

    Depremin ne olduğunu biliyor musunuz ? Bilmiyorsanız sözlüğü açıp önce "D" harfini sonra deprem sözcüğünü bulur, karşısına yazılanları okursunuz.
    Ayrıntılı bilgi edinmek istiyorsanız o zaman ansiklopediden deprem maddesini bulup okuyunuz. Ders kitaplarında da deprem ile ilgili geniş bilgiler vardır.
    Sözlükler depremi ; yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürmesi yüzünden meydana gelen sarsıntıların yeryüzünden duyulması olayı olarak tanımlar.
    Ben depremi kitaplardan, ansiklopedilerden önce, doğup büyüdüğüm Varto'da yaşayarak öğrendim.
    Varto, Anadolumuzun doğusunda Muş ilinin küçük, şirin bir kasabasıdır. 1966 yılında sıcak bir ağustos günü arkadaşlarımla damlar üstünde oynuyordum. Büyükler tarlada, bahçede çalışıyorlardı. Kuşlar, meyve yüklü ağaç dallarında ötüşüyor, koyunlar, inekler düzlüklerde otluyordu. Her şey yerli yerinde ve çok güzeldi.

    Nasıl oldu bilmiyorum. Birdenbire yer sarsılmaya başladı. Önce toprak çatladı. Sonra yarıldı. Evlerin çatıları çöktü. Ağaçlar birbirine yaklaşıp uzaklaşmaya başladı. Ortalığı toz duman kapladı. İnsanlar, hayvanlar ayakta duramıyor, yarılan toprak adeta onları yutuyordu. Toprak altında kalan, yıkılan evlerin duvarları arasına sıkışan insanların iniltileri geliyordu. Bütün canlılardan gelen çığlıklar yürekler acısıydı. Ben, artık bir taş yığını olmuş evimizin az ötesinde toprağa kapanmış acıyla, korkuyla, çevreme bakıyordum. Hiç unutamıyorum. Yirmi metre ötede bir adam çocuğunu kurtarmak için çırpınırken duvar altında kalarak öldü.

    Bir anda Varto yerle bir oldu. Harabeye döndü. İnsanlar sevdiklerini yitirdiler, aç ve açıkta kaldılar. Az önce gülen, konuşan insanlar öldü. Depremden hemen sonra Türkiye radyoları yayınlarını kesti. Varto depremini bütün yurda duyurdu. İlk belirlemelere göre ölü sayısının yaklaşık üç bin olduğu bildirildi.

    Çok geçmeden uzaktan ardı ardına kamyonlar görünmeye başladı. Taşıt araçlarında, beyaz üstünde kırmızı ay olan bayraklar vardı. Kızılay yardımı deprem bölgesine ulaşmıştı. Kızılay deprem bölgesine çadırlar, hastaneler kurdu. Yaralılar hastaneye yatırıldı. Doktorlar, hemşireler hastaların iyileşmesi için ellerinden geleni yapmaya başladılar. Açıkta kalan insanların barınmaları için çadırlar kuruldu. Battaniyeler dağıtıldı. Kurulan aş ocağından yemek verilmeye başlandı. Düzenli olarak yiyecek, giyecek dağıtımı yapılıyordu. Aç ve açıkta kalan bütün yurttaşların gereksinmeleri karşılandı. Yaralar sarıldı. İlaçlar verildi. Acılar bir ölçüde azaltıldı.


    Depremden bu yana yıllar geçti..
    Ne depremi, ne deprem bölgesinde Kızılay'ın çalışmalarını, ne de yardımlarını unutabildim.

    Çiğdem ARDA


    - - - Updated - - -

    Kızılay

    Bu gün muhtaç değilsem,
    Yarın muhtaç olurum.
    Her yardımı, şefkati,
    Kızılay'da bulurum.

    Yoksullara, açlara,
    Yaz, kış tüter ocağı.
    Felakette, kazada,
    Bize açar kucağı.

    Savaşlarda, depremlerde,
    Bizi gelir o arar.
    Acımızı dindirir,
    Yaramızı o sarar.

    İ.Hakkı TALAS



    Kızılay

    Yardım elini açan,
    Yoksullara koşarsın.
    Şefkat, merhamet saçan,
    Muhtaçlara sen varsın.

    Deprem olsa bir yerde,
    Veya yansa bir ocak.
    Her acıya, her derde,
    Yine sensin koşacak.

    Seni bulur yanında,
    Her felaket, her olay,
    Zengin, fakir olanlar,
    Sana muhtaç Kızılay.

    İ.Hakkı TALAS





    Kızılay"ım

    Bugün belki muhtaç değilsiniz.
    Ama yarın muhtaç olabilirsiniz.
    Her daim yardımı ve şefkati
    Kızılay"ım da bulursun.

    Aç olanlara yoksul olanlara
    Hem yaz hem kış tüter,
    Şefkat ocağı Kılzay"ımın
    Her kaza da her felakette
    Açar bize şefkatli kucağını

    Kızılay"dır o durmaz,
    Ne savaş ne de deprem
    Hiç bir şey durduramaz
    Kızılay"ın şefkatli yardım elini

    Cemal SAĞLAM
    Konu master tarafından (31-10-2017 Saat 00:50 ) değiştirilmiştir.

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

135<span style="color:#b10202;font-weight:bold;">421kt</span>or2548 Kırmızı alandaki rakam ve harfleri girin

Benzer Konular

  1. Girişimcilik haftası (mart ayının ilk haftası)
    By okur in forum Belirli gün ve haftalar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17-01-2014, 19:54
  2. Ilköğretim haftası
    By okur in forum Belirli gün ve haftalar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17-01-2014, 18:55
  3. Orman haftası
    By okur in forum Belirli gün ve haftalar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17-01-2014, 12:22
  4. Vergi haftası,Şubat Ayının Son Haftası
    By okur in forum Belirli gün ve haftalar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16-01-2014, 18:01
  5. Kızılay kan merkezleri adres ve telefonları
    By KAPTAN in forum Hastalıklar ve Vucut saglıgı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-01-2013, 15:56

Bu Konudaki Etiketler

Giriş

Giriş