Sponsonlu Bağlantılar

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ UZMANLIK DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU (TTB-UDEK)
"1 ARALIK-DÜNYA AIDS GÜNÜ" BİLGİ NOTU:
Bilindiği gibi Dünyada ve Türkiye'de gerçekte korunabilir olan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların sıklığında artış görülmektedir. HIV/AIDS; cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan bir tanesidir. Sinsi ilerleyen bir hastalık olan HIV/AIDS; hastalığa etken olan virusun (HIV) vücuda girmesinden 10-15 yıl sonra görülebilmektedir.

Bugün Dünyada HIV bulaşı olmuş (HIV ile infekte) olguların %95'inden daha fazlası Sahra-altı Afrika, Güney ve Güney-doğu Asya'da bulunan gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Bu bölgelerde yaklaşık 3 milyon kişi hastalık nedeniyle tedavi almaktadır. Hastalık sahra-altı Afrika ülkelerinde birinci, Dünyada ise 4. ölüm nedenidir. Hasta sayısının 2010 yılında 110 milyona; hastalığa bağlı ölümlerin de 2020 yılına kadar 68 milyona ulaşacağı beklenmektedir.

Türkiye'de ilk defa 1985 yılında bir HIV pozitif hasta ve bir AIDS basamağına ulaşmış hasta bildirilmiştir. T.C. Sağlık Bakanlığı verileri 2000'in üzerinde olgu bildirmektedir. Yaklaşık her dört olgudan birisi sağlık kurumuna ulaşabilmektedir. Türkiye'de sağlık kurumuna ulaşamamanın altında yatan en önemli nedenler arasında; hastalığın sinsi seyretmesi, bireyi toplumda damgalayan bir yönünün olması, sağlık sistemi içinde riskli gruplara ulaşımın kolay olmaması gibi faktörler yer almaktadır.

Hastalık açısından en önemli risk güvenli olmayan cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır. Kadınlar, ergenler, gençler öncelikli olmak kaydıyla toplumda korunmasız cinsel ilişki yaşayan bütün bireyler HIV/AIDS'in yanı sıra bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk altındadır. HIV/AIDS için korunmasız cinsel ilişki, bulaş olmuş kan ürünlerinin transfüzyonu, anneden bebeğe geçiş tanımlanan başlıca bulaşma riskleridir.
Geçmişte "öldüren" hastalık olarak anılan HIV/AIDS artık süregen (kronik) bir hastalık olarak değerlendirilmektedir. Tedavi maliyeti oldukça yüksek olan hastalıkla ilgili aşı çalışmaları yoğunluklu olarak gelişmiş ülkeler sürdürülmektedir.

HIV/AIDS ve diğer bütün cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar korunabilir özelliktedir. Tek eşlilik, cinsel ilişki sırasında kondom kullanımının sağlanması gibi doğru, ucuz, kolay, ulaşılabilir yaklaşım ve davranışların toplumun bilgi ve kullanımına sunmak sağlık çalışanları aracılığı ile devletin önemli yükümlülükleri arasındadır. Hastalığın tedavi maliyetlerinin yüksek olması özellikle bu olanaklara ulaşmakta zorlanan yoksul bireyler için engel olmaktan çıkarılmalıdır. Korunma ve müdahale programları HIV/AIDS'in de içinde bulunduğu cinsel yolla bulaşan hastalıkların tamamına yönelik gerçekleştirilmelidir.



Aids Nedir Nasıl Bulaşır




Kazanılmış bağışıklık yetersizliği hastalığı manasına gelen kelimelerin baş harflerinden meydana gelmiş olup, HIV denilen bir virüsle meydana gelir. İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü (HIV), bağışıklık sistemine yavaş yavaş nüfuz ederek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok eder ve bireyi çeşitli enfeksiyonlara ve rahatsızlıklara karşı korunmasız hale getirerek sonunda ölüme sebebiyet verir.AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanıraids


AİDS Belirtileri Nelerdir?
HIV; kan ve kan ürünleri, sperm veya diğer cinsel sıvılar üzerinden insandan insana bulaşır. Ayrıca plasenta ya da süt yoluyla anneden bebeğine bulaşabilir. Öksürükle, hapşırıkla ya da el sıkışmak gibi olağan temaslarla bulaşmaz. Bu virüs oldukça hassastır ve vücut dışında havada ve suda uzun süre yaşayamaz. Bu nedenle bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekir. Frengi, genital herpes (uçuk), bel soğukluğu (gonore) ve klamidya gibi cinsel hastalıkların cinsel bölgelerde yol açtığı yaralar ve doku bozulmaları, HIV bulaşma riskini artırır.


AİDS Nasıl Bulaşır?
AİDS’in üç tane bulaşma yolu vardır:

1)Kanında bu virüsü taşıyan biriyle normal ya da anal ve oral cinsel ilişkiye girilmesi sonucu, özellikle korunmasız bir şekilde cinsel ilişkinin gerçekleşmesiyle HIV virüsü sağlıklı kişiye bulaşır.

2)Hamile ve HIV virüsünü taşıyan anneden bebeğe, gebelikte veya doğumda bulaşabilmektedir.

3)AİDS’li ya da HIV virüsüne sahip kişilerin kanlarına temas sonucu ya da organ nakliyle hastalık ya da virüs bulaşır.



AİDS den Korunma

1. Kan nakillerini tedaviyi aksatmamak şartıyla en aza indirmeli, gereksiz kan nakillerinden kaçınmalı, kan ve kan ürünleri ihtiyacını yurt içi kaynaklardan temin edip, virüsün çok daha yaygın olduğu -gayri meşru ve gayri ahlaki cinsi münasebetlerin çok olduğu- ülkelerden ithali durdurulmalıdır. Zaruri durumlarda ise bu ürünlerde Aids taraması mutlaka yapılmalıdır.
2. Yurtdışından yeni gelmiş ve geldikleri ülkelerde uzun süre kalmış olanlar da (özellikle hastalık riski çok yüksek olan Amerika, Avrupa ve Afrika ülkelerinden gelenlerde) Aids taraması yapılmalıdır.
3. Zerk yoluyla yapılan tedavilerde bir defalık kullanıma mahsus olan enjektör, iğne ve diğer malzemelerin kullanımını mecburi hale getirip bu husus iyi denetilmelidir.
4. Uyuşturucu maddelerin takibi iyi yapılmalı; bu gibi kimseler ve bunlarla teması olanlardan kan almaktan kaçınmalıdır.
5. Keza homoseksüeller, fahişeler ile mesleği, adı ve ünü ne olursa olsun gayri meşru ve gayri ahlaki bir hayat düzeni olma ihtimali olan zümrelerden de kan almamalıdır. Bunun için kan alınacak (donör) kimselerin (özellikle gönüllülerin) daha önceki yaşayışları iyi tetkik edilmelidir.
6. Ahlaksızlık yuvaları kapatılmalı, gizli olanları takip edilmelidir.
7. Uyuşturucu maddelerle ilgili tıbbi eğitim yapılmalıdır. Keza, Aids sebepleri tam olarak duyurulmalıdır.


AİDS Hastaları Ölüme Mahkum mu?

AIDS virüsünü kanında erkek veya bayan AIDS taşıyıcısı, ya da AIDS hastası konumundadır. AIDS taşıyıcısı olan bir kişi, hiç bir klinik belirti göstermeden, diğer insanlardan farklılaşmadan, toplum içinde normal yaşamını sürdürebilir. Yaklaşık olarak 2-10 yıl sonra virüs taşıyıcı kişi, çeşitli semptomlarla AIDS hastası olur. Bu gibi kişilerin bağışıklık sistemi iyice zayıflamış olacağından, zatürree, mantar, üst solunum yolu enfeksiyonu vb. dahil bir çok enfeksiyon hastalıklarına yakalanma olasılıkları artar.

1981'de hastalık ilk ortaya çıktığında HIV virüsü taşıyanlara yani AIDS hastalarına ölüm mahkumu gibi bakılırdı. AIDS aşısı geliştirilmemişti. Tedavi konusunda yeterli bilgi yoktu. AIDS hastalığını dünyadan tamamen silecek bir aşı veya tedavi yöntemi bulunamamıştı.

Tıp alanındaki gelişmelerle AIDS hastalığı bugün ölümcül hastalık olmaktan çıkarılmış, kronik hastalıklar kategorisine alınmıştır. Ancak, başlanılan tedavi ömür boyu sürdürülmek zorundadır. Başlangıçta AIDS hastalarına avuç dolusu tablet almaları öneriliyordu. Bugün için günlük 1-2 tablet alınması yeterli olmaktadır. Destek tedavileri ve fırsatçı enfeksiyonlara yönelik tedavilerle AIDS hastalarının yaşam kalitesi artırılmaya çalışılmaktadır. AIDS hastalarınca tedaviye düzenli olarak devam edilmesi ve gerektiğinde doktor kontrolü yapılması önemlidir.

Dünyada HIV/AIDS'in kesin tedavisi ve koruyucu bir aşısı yoktur.

Türkiye'de ilaç ücretleri Sağlık Bakanlığınca ödenmektedir.