+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 Son
  1. #1
    KAPTAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    3.233

    Sponsonlu Bağlantılar
    Müslüman bir gün öleciğine öldükten sonra ahiret günü olduğunu unutmamalı.


    Zamanımız digital teknoloji ile herşeye kolay ulaşılabilen hale gelince istek ve arzularda buna göre radikal en yüksek uçlardaki kişilerin yaşam şekillerine odaklanmışlık içinde sürüp giden bir eğlence isteğine dönüşüyor.
    BU istek ve arzular hakikaten tüm insanlık için aynımıdır.Değildir.
    Çünkü dindar olan kişiler yığınların veya kalabalıkların yaşadıklarının kendi dinince uygun düşenleri ancak yapabilir.
    Bu ayrıntıyı gözardı edenler artık ahiret inancı zayıflamış yaptığı ibadetleride havada kalmış oluyor.Çok tehlikeli bir dönemeçte olduğunu farketmesi daha önceki anlayışına ve ibadetlerinin gayesıne dönmesi gerekir.

    Müslümanın tatile gitmesi caiz midir?
    Cevap
    Değerli kardeşimiz,

    Harama girmemek kaydı ile tatil yapmak haram değildir. "Ta'tîl" kelimesi Arapça olup "atâlet" kökünden türetilmiştir. Atalet, "işe yaramamak, boş, faaliyet dışı kalmak" demektir. Yirmi dört saatini kulluk şuuru içinde veya bu şuura bağlı, bu şuur çerçevesinde alınmış kararlar, oluşturulmuş meşruiyetler içinde geçiren, geçirmek durumunda olan bir kul için "faaliyet dışı kalmak, boş durmak" mânasında bir atalet ve kendini âtıl kılmak mânasında bir "tatil" söz konusu olamaz. Müminin ölümü nasıl geçici hayattan ebedî olana intikal ise, tatili de bir işten bir başkasına geçmek veya bir işin yerine bir başkasını ikame etmek şeklinde olur. Günlük hayat içinde beş vakit namaz, ruhu dünya meşguliyetlerinden alarak bir başka alemde tekamül yolculuğuna devam ettirmek; bu mânada meşguliyet içinde dinlenmektir, tatildir.

    Öğrenim, görev, iş gibi meşguliyetler içinde uzun zaman geçirmiş bir mümin, bu işi bir süre bırakarak dinlenmek istediğinde, bu bırakmanın meşru (zararsız, kurallara uygun) olması gerekir. Meşru olarak belli bir işten kendini tatil eden (bir süre o işi yapmayı bırakan) mümin yalnızca o işi yapmamak mânasında bir atâlet içindedir; onun dışında Allah'a, kendine, ailesine, cemiyete ve tabîata karşı vazifeleri, gerekli ve terk edilemez, faaliyetleri devam etmektedir.

    Günümüzde tatil daha ziyade eğitim öğretim veren ve alanlar için söz konusu ediliyor. Başka işlerde olanlar için ise daha çok "izin, dinlenme, gezi" gibi kelimeler kullanılıyor.

    Tatil, izin, dinlenme... yapanlar nelerle "meşgul" oluyorlar? Burada kullandığımız "meşgul olma" kavramı, "tatil" kavramının zıddıdır. Tatil "bir şey yapmamak", meşgul olmak ise "bir şey yapmak"tır.

    Genel olarak tatil yapanlar mümkün olduğu kadar bir şey ile meşgul olmuyorlar; başka bir ifade ile "dinlenme ve eğlenme" dışında bir şey yapmamaya çalışıyorlar. Bu sebeple de amaca uygunsa ve varsa yazlıklara giderek veya başka yerlerde dinleniyor ve eğleniyorlar. Bu dinlenme ve eğlenmelerin birçoğunun hem faturası yüksek oluyor, hem de sağlıklı olmuyor.

    Çocuklar ve gençler genellikle ana babalarının tatil yaptıkları yerlerde tatillerini geçiriyorlar. Ya eski arkadaşlarını buluyorlar ve/veya yeni arkadaşlar ediniyorlar. Ülkemizde çocuklara ve gençlere millî ve dînî ahlakımızın eğitimi yapılmadığı için eğlence ve ilişkilerde din ve ahlak sınırları bulunmuyor; güdüler, arzular, gençlik heyecanı nereye götürüyorsa oraya savrulup gidiyorlar.

    Müslümanın tatili aynı zamanda meşgul olmaktır: Okur, ibadetine devam eder, sılayırahim yapar (akrabayı ziyaret eder, gönüllerini alır, durumlarını yakından görür, gereken ilgiyi gösterir); bilgi, ibret, tanıma ve tanışma gibi amaçları gerçekleştirmek üzere görülmesi gereken yerlere gider (seyahat eder), bütün bunları yaparken -devamlı yaptığı bir işe ara verdiği için- dinlenmiş olur.

    Eğlenceye gelince, yaşlının, gencin, çocuğun ortak ve farklı eğlencelere ihtiyaçları vardır. Fıtrata uygun ihtiyaçlar İslam'ın tanıdığı ve tatmin edilmesini istediği ihtiyaçlardır. Alkollü içkiler, sigara, uyuşturucu, kumar... iptilaları fıtrata uygun ihtiyaçlar değildir; sonradan zorlanarak, taklit ve özdeşleşme yoluyla edinilen alışkanlıklardır. Müzik, spor, oyun ise fıtrata uygundur, insanın ruh ve bedeninin gelişmesine yardımcı olur; bu sebeple İslam bunları "aşırı olmaması, ibadet ve gerekli faaliyetlerden alıkoymaması ve haramda kullanılmaması" şartıyla mübah kılmıştır. Sevgili Peygamberimizin (asv) kır gezisinde eşi Hz. Âişe ile koşma yarışı yaptıklarını, bayram günü eşinin, iki kız tarafından icra edilen müziği -kendisi de odada olduğu halde- dinlemesine izin verdiğini, Habeşistanlı folklor ekibinin gösterisini yine Hz. Âişe ile birlikte seyrettiklerini, hatta oynayanları "Haydi gösterin marifetinizi!" diyerek teşvik ettiğini, dostlarıyla yarenlik ettiklerini, şaka ve nükte yaptığını, yüzmeyi, okçuluğu, biniciliği teşvik ettiğini biliyoruz.

    "Bireyin kendisini bir başkasıyla aynîleştirmesi, kendini ona benzetme esasına dayanan özdeşleşme, çocukluk döneminde anne-babayı örnek alarak gerçekleşirken ergenlik döneminde özellikle gencin bağımsızlık arzusu ve sosyalleşme sürecinin hızlanması ile anne-baba dışındaki bireylerle özdeşleşmeye dönüşür."

    "Kişilik çevre ile kalıtımın bir fonksiyonudur. Çevresel faktörleri merkeze alırsak aile, oyun sahaları ve okullar çocukların hayatlarında esas yerlerdir. Çocuklar hayatlarını -ağırlıkları yaşa göre değişse de- devamlı bunların etkisinde sürdürürler... Kişi sosyalleşme sayesinde gurubun -aile, okul vs.- inançlarını, normlarını, değerlerini, davranış modellerini ve ideallerini öğrenir ve aynileşme yoluyla onları kişiliğinin bir parçası haline getirir." (Hökelekli gurubu, Gençlik, Din ve Değerler Psikolojisi, Ankara2002, s. 47, 156).

    Psikloji ve Eğitin bilim dallarının ortaya koyduğu gerçeklikler karşısında ana babaların, çocuklar ve gençlerin çevreleri ile ilgilenmeleri kaçınılmaz hale gelmektedir. Özellikle çocukların ve gençlerin arkadaşlarına ve örneklerine dikkat etmek, gerektiğinde uzmanlarla danışma yaparak usulüne uygun müdahalelerde bulunmak kaçınılmaz olmaktadır. Oyun, eğlence, tatil arkadaşları, gurupları kimlerdir, bunların inançları, ahlakları, dünya görüşleri, alışkanlıkları nelerdir? Çocuğumuz veya kendimiz bunlarla birlikteliğimizi sürdürdüğümüz takdirde kazanç veya kaybımız ne olacaktır? Her zaman olduğu gibi tatillerde de "meşgul olacağımız" konular arasında bu sorular ve meseleler de vardır.

    Konumuzla ilgili birkaç hadisi burada hatırlamak faydalı olacaktır:

    "Ahirette sorulacak konular arasında zamanın nasıl geçirildiği ve gençliğin ne yolda tüketildiği de vardır. Bir adam yolda giderken yol üzerinde bir dikenli dal gördü, insanlara zarar vermesin diye onu yolun kenarına çekti ve bu yüzden Allah o kişinin günahlarını bağışladı."

    "İyi ve kötü arkadaşın misali güzel koku satan ile seyyar demircidir. Koku satan ya sana bir parçacık sürer, ya ondan satın alırsın veya ondan güzel koku koklayarak yararlanırsın. Demirci ise ya elbiseni yakar veya kötü kokusunu çekersin."

    Hz. Peygamber (asv) bir gün sordu:
    " Bugün kim oruç tuttu, kim bir hasta ziyaret etti, kim cenazeye katıldı, kim bir yoksulu doyurdu? Bu soruların her birine Hz. Ebû Bekir (ra) "Ben" diye cevap verdi. Peygamberimiz (asv) buyurdular: "Bir gün içinde bunların tamamını yapan kimseyi Allah cennetine koyar."

    "Allah'ım üzüntüden, kederden, acizlik ve tembellikten, korkaklık ve cimrilikten, ağır borç yükünden ve ayak takımının ve zalimlerin başa geçmesinden sana sığınırım."


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    Konu KAPTAN tarafından (07-03-2017 Saat 13:04 ) değiştirilmiştir.
    Paylaşım aleminin tüm çabası sizin memuniyetiniz için olacaktır.

    Bu sitenin sahibleri burada paylaşım için bulunanlardır.

    Burada bulundugunuz ve paylaşım alemini yaşattıgınız için sizi tebrik ederiz.



  2. #2
    KAPTAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    3.233

    İslamda tatil var mı?

    Tatil yan gelip yatma. bütün islami kuralların çiğnenip israf, fuhuş ve farzları terkin zamanı mıdır?

    Tatil müslümanın hayatında sorgu dışında kalacak boş fuzuli zaman birimi midir?

    Günümüzde Tatil kelimesi boş vakit anlamında kullanıllmaktadır.

    İslam tamamen boş geçirilecek bir vakit tanımaz. Kur'an-ı Kerim'de bize meşguliyetin değiştirilmesi suretiyle dinlenme elde edileceğine işaret edilmektedir. Buna bir nevi “çalışarak dinlenme” diyebiliriz.

    Müslümanlar, Yahudiler Hrıstiyanlar gibi tamamen “işsiz” geçirilecek bir haftalık tatil anlayışından uzak olmalıdır. Eğlencede şehvet duyma ve fitne çıkarma ihtimali halinde, nazarın haram olduğunda ittifak vardır.

    “İslam boş zaman kabul etmez.” derken istirahatı reddeder manası çıkarılmamalıdır.

    Kur'an-ı Kerim'de en iyi dinlenmenin kişinin kendi evinde uyku ile olacağı beyan edilmiştir.
    “Size geceyi örtü, uykuyu dinlenme (vasıtası), gündüzü de çalışma zamanı yapan Allah'tır.” (Furkan 25).
    “Allah sizin için meskenlerinizi huzur ve sükun yeri kıldı.” (Nahl 16).

    Yasak oyun ve eğlenceler; kumar oyunları, hayvanlarla oynamak, içkili, çalgılı, kadınlı eğlencelerdir. Bazı oyunların faydalılık yani cihada hazırlık yönü galebe çalar. Bu yüzden HzPeygamber (SAV) onları ısrarla teşvik etmiştir. Bu gruba yüzme, atma, binme, koşma ve güreş girer.

    Meşru eğlence fırsatları ise çeşitli merasimler, ziyafetler (sünnet, doğum, seferden dönüş, yeni meskene girme, musibetten kurtulma) ve düğünlerdir.
    şimdi günümüzde yaşanan özenti tatil maceracılarının kısa bir örnegini yansıtalım.


    Adamcağız dar gelirli orta bir memur. Bir akşam evine gelmiş ki, karısı ağlıyor. Ne oldu demiş. Kadın:
    - Daha ne olsun!.. cevabını vermiş ve açmış ağzını yummuş gözünü söylenmeye başlamış. "Nazifeler, Semiramisler, Tomrisler, Sevgiler hepsi Filan lüks otele tatile ve dinlenmeye gittiler. Biz burada çakılıp kaldık. Eşin dostun gözüne görünecek halim kalmadı. Biz ne zaman Filan lüks otelde tatile çıkacağız?.." Bir yandan bağırıyor, bir yandan ağlamaya devam ediyormuş.

    Neyse uzatmayayım, biraz para bulmuşlar ve Filan lüks otele tatile gitmişler. Bir hafta kalmışlar. Adam başına günlüğü 100 milyon liraymış.
    Sırtlarında bir borç kamburu ile dönmüşler ama bizimkinin hatunu memnunmuş, eşe dosta, misafirlere "Biz filan lüks otelde tatil yapıp dinlenirken..." diye konuşuyormuş bol bol...
    Bu anlattığım aile dindar kesime mensupmuş. Zaten Filan lüks otel de dindar kesimin tatil ve dinlenme yeriymiş...

    Şu Müslümanların ahlâkı ne kadar değişti...

    İnsanların elbette tatil yapmaya, dinlenmeye hakları vardır. Bu bir ihtiyaçtır. Ancak:
    (1) İslâm dini lüksü, israfı, aşırı tüketimi, gösterişi, şatafatı, saçıp savurmayı hoş görmez.
    (2) Tatil yapmak, dinlenmek başka şey, hava atmak, caka satmak, gösteriş yapmak başka şeydir.
    (3) Herkes bütçesine, kazancına, imkanına göre tatil yapmalı, dinlenmelidir.

    Tatil yapmak ve dinlenmekle gösterişi, lüksü, israfı birbirine karıştırmamak gerekir. Gösteriş bir hastalıktır, buna yakalanmış olanların tedavi edilmesi gerekir.
    İyi bir tatil yapmak, güzelce dinlenmek için ille de beş yıldızlı otellere gitmek, su gibi para harcamak gerekmez.

    İnsan zengin de olsa, bol kazancı ve parası da olsa lüks ve israf yine ayıptır, yine dinen ve ahlâken yasaktır.

    Müslümanlar akıllarını başlarına toplasınlar. Ülkemizde milyonlarca vatandaşımız işsizlik, sefalet içinde sürünüyor. İslâm aleminin durumu berbat. İnsanlık aleminde yarım milyardan fazla insan açlıkla pençeleşiyor. Yeryüzünde bunca sefalet varken Müslüman, bana ne diyemez, paşa canının istediği gibi yaşayamaz. "Ben yaşarım!.." diyene benim de kısa bir sözüm olacaktır:

    - Allah'tan kork!.. Sorumsuzca yaşarsan çarpılırsın. Önce bu dünyada sille yersin. Ne oldum deme, ne olacağım de. Sonra öteki dünyada hesaba çekilirsin.
    Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) "Mir'açta bana cehennem gösterildi. Oradakilerin çoğunluğunun kadınlar olduğunu gördüm" buyurmaktadır. Başları örtülü kadınlar, sizlere hitap ediyorum.
    Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun... Bu devirde sırf Allah rızası için ihlasla tesettüre bürünmek çok büyük bir fazilettir. Sizi tebrik ediyorum. İnşaallah tesettürünüz yüzünden şehid sevabı alırsınız. Ancak, sizin de bildiğiniz gibi iş sadece tesettürle, namaz kılıp oruç tutmakla bitmez. Mensubu bulunduğumuz yüce İslâm dini israfı yasak ve haram kılmıştır. Gösterişi,
    kibri, gururu, malıyla öğünüp caka satmayı da yasaklamıştır. İsraf, gurur, kibir, gösteriş; riba, içki, kumar, mâsum insanlara iftira etmek, haksız yere adam öldürmek gibi günahtır, haramdır. Tatil yaparken, dinlenmeye giderken Kur'ân'ın, Sünnetin, Şeriatın, İslâm ahlâkının ve tasavvufunun emir, yasak ve ilkelerini daima göz önünde bulundurunuz.

    "Biz bu yaz Falan lüks otelde tam bir hafta tatil yaptık, dinlendik..." gibi edebiyatlar, caka satmalar, övünmeler akıllı ve ahlâklı bir Müslümana yakışmaz. Kuş kadar beyni, böcek kadar aklı olan bir Müslüman bu gibi şeytanî övünmelerden, boş gururlardan uzak durur.
    Aklımız varsa, lüksü bırakır, masraflarımızı kısar ve arttırdığımız para ile fakirlere, darda olanlara, dullara, yetimlere yardım ederiz. Müslüman için hakikî ticaret budur. Bu fanî, aldatıcı, oyalayıcı, göz boyayıcı, kahpe dünyadan ebedî âhiret alemine götüreceğimiz servet ve mal ancak hayır hasenat için harcadıklarımızdır. Bütün din kitaplarımız bunları açık seçik yazıyor. Tefsirler, hadîs külliyatları, ahlâk ve tasavvuf kitapları hep yazıyor. Okuyalım, öğrenelim, kendimize çeki düzen verelim.
    Dar gelirli bir ailenin, borca harca girerek lüks otellerde tatil yapması ahmaklıktır, gülünçtür, ayıptır, acınacak bir haldir.
    Her işin, her şeyin bir sanatı vardır. Alış verişin, yemek yemenin, giyinip kuşanmanın olduğu gibi tatil yapmanın ve dinlenmenin de sanatını öğrenelim. Biz Müslümanların medeniyeti İslâm medeniyetidir. Bu medeniyetin ölçülerine, sınırlarına, değerlerine dikkat edelim, onları aşmayalım.

    Çok zengin de olsa, parayı koyacak yer bulamayacak derecede bol gelirli de olsa bir Müslüman aile Nemrud gibi, Firavun gibi yaşayamaz. Evlerimize dikkat edelim. Hacı bey ile hâcı hanımın evleri saray gibi; mutfak ve banyo dairesi Brezilya granitiyle kaplı, banyonun muslukları altın suyuna bandırılmış. Buzdolabının, televizyonun, diğer cihazların en pahalısı, en lüksü arz-ı endam ediyor. Ama bu evde bir kütüphane yok, duvarında kıymetli hüsn-i hat levhaları yok, yerlerde değerli halı ve kilimler yok, vitrin ve büfelerde güzel İslâm-Türk sanat eserleri yok. Böyle Müslüman zenginler ne kalitesiz zenginlerdir.
    Bilmemek ayıp değildir, öğrenmemek ayıptır. Evlerimizi, iş yerlerimizi kendi kimliğimize, kültürümüze, medeniyetimize, sanatımıza göre tanzim ve tezyin etmek (düzenleyip süslemek) hususunda bilen, ehliyetli kimselerle istişare edelim. Pahalı harcama sadece ve sadece sanat, kültür kitap gibi sahalarda caiz olabilir. Lüks pahalı, gösterişli Mercedes otomobilleri putlaştırmışız ama güzel bir hüsn-i hat levhasına birkaç milyon lira bile vermiyoruz, veremiyoruz. Bu ne korkunç nasipsizlik ve kültürsüzlüktür!

    "Efendim ben köy çocuğuyum, kırsal kesimden geldim, senin dediğin şeyleri bilmiyorum..." Bilmiyorsan öğreneceksin. Mercedes almayı, rüzgârla tersine dönen pahalı kravatlar takmayı, iki bin dolara İtalyan kostüm veya palto almayı nasıl öğrendiysen; kültürlü, sanatlı, vasıflı, medenî Müslüman zengin olmayı da öğreneceksin. Öğrenmek istemiyor musun? Öyleyse bugün olduğu gibi böyle moloz ve rezil bir hayat sürersin!

    M.Ş.Eygi
    Paylaşım aleminin tüm çabası sizin memuniyetiniz için olacaktır.

    Bu sitenin sahibleri burada paylaşım için bulunanlardır.

    Burada bulundugunuz ve paylaşım alemini yaşattıgınız için sizi tebrik ederiz.



+ Cevap Ver
Sayfa 1/2 12 Son

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

135<span style="color:#b10202;font-weight:bold;">421kt</span>or2548 Kırmızı alandaki rakam ve harfleri girin

Benzer Konular

  1. Bitki çayı nasıl demlenir , Demlik nasıl olmalı
    By master in forum Şifalı Bitkiler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11-20-2015, 15:59
  2. İyi bir öğrenme ortamı nasıl olmalı
    By bilgedede in forum Meslek Dalları ve Kariyer Edinme
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-07-2015, 21:27
  3. İyi bir patron nasıl olmalı,
    By master in forum İş dünyası -İşçi Memur alımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-12-2014, 13:31
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-24-2014, 18:32
  5. Lider Nasıl olmalı
    By MaEsTrO in forum Egitim Bilimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-12-2013, 12:17

Bu Konudaki Etiketler

Giriş

Giriş