Sponsonlu Bağlantılar
Mağaracı malzemeleri, mağaracı elbisesi, mağaracılık nasıl yapılır, mağaracılık nedir,


MAĞARACILIK
Eklenti 47964
Mağara, yüzeyle bağlantısı olan en az bir insanın sürünerek girebilmesine olanak verecek genişlik ve yüksekliğe sahip olan yeraltı boşluklarıdır. Bazı mağaralar lavların soğuması sırasında içlerinde bulunan boşluklardan da meydana gelebilir; fakat bu mağaralarda zehirli gaz çıkışları olması ihtimali nedeniyle girilmesi tehlikelidir. Buz içinde oluşan mağaralar da vardır. Kireçtaşı, dolomit, mermer, jips, tuz, kalsit çimentolu konglomera ve kumtaşı gibi erimeye uygun karbonatlı ve sülfatlı kayaların, yeraltı suları tarafından eritilerek aşındırılmasıyla meydana gelen mağaralara karstik mağaralar denir. Bu tür mağaralar oluşum açısından en zengin mağaralardır.

Diğer Karstik Oluşumlar:
Lapya: Üzerlerinde toprak örtüsünün bulunmadığı çıplak kireçtaşlarının yağış suları tarafından eritilmesi ve aşındırılması ve ya toprak altında biyolojik CO2'in yoğun eritme gücü sonucu oluşan oluk şekilli çukurluklarla bunlar arasındaki genellikle keskin görünüşlü sırtçıklardan oluşan mikro karstik şekillerdir.
Dolin: Karstlaşma sonucu oluşmuş(lapyaların birleşmesiyle), boyutları bölgenin karstik özelliklerine bağlı olarak değişen, kapalı ve ya yarı açık çukurluklar.

Obruk: Yatay ve ya yataya yakın tabakalı kireçtaşlarında bulunan yeraltı nehirlerinin ve ya aktif mağara tavanlarının çökmesi sonucu oluşmuş baca ve ya kuyu görüntüsü veren derin çukurluklardır.

Uvala: Karstik bir sahada oluşan dolinler zamanla genişler ve derinleşirler. Bu durumda jeolojik olarak çok kısa bir zaman diliminde dolinler'i ayıran kısımlar ortadan kalkar ve dolin çukurları birbirleriyle birleşir. Bu yolla meydana gelen karstik oluşumlara uvala adı verilir.

Polye: Karbonatlı kayalardan meydana gelmiş yüksek dağlar arasında bulunan geniş düzlük ve ya ovalar.

Düden (subatan): Dolin, uvala ve polye gibi yüzeyden kapalı havza ya da çukurlukların tabanında ve ya kenarında bulunan ve buralara gelen suları yeraltına drene eden şekillerdir.

Kaynak (suçıkan, pınar): Mağaralarda ve ya yeraltı dehlizlerinde toplanan suların hidrostatik basınç altında ve bazen sanki büyük bir akarsu oluşturmak istercesine yüzeye çıktıkları bu kaynaklara da suçıkan adı verilir.

Mağaralar nasıl oluşur?
Doğadaki hemen hemen bütün taşlar suda erir; ancak erime yoğunlukları taşın kimyasal yapısına göre değişir. En çok eriyen taş kaya tuzudur. Alçı taşı da (jips) bir başka kolay eriyen taş türüdür. Kireç taşı, deniz ve akarsu diplerinde ölmüş hayvan kabukları ve kemiklerinin üst üste birikimi sonucu oluşan organik biriktirme kayasıdır. Kireç taşı asidik suda erir. Yani su erimiş halde CO2 ihtiva ediyorsa, kireç taşını eritir. CO2 ise hava ile nispeten bitki ve ağaç köklerinde bulunur.

Bir mağaranın oluşabilmesi için temel koşul içinde suların hareket edebileceği bir çatlak ya da yarık sisteminin bulunmasıdır. Bu çatlaklar aynı ve ya farklı kaya yapıları arasında çatlaklar ile fay çatlakları da olabilir. Asidik su basınç altında kayalardaki bu ince çatlaklara girerek kireçtaşlarını eritmeye başlar. Başlangıçta yarık ve çatlaklar geniş olmadığı için erime her yönde olsa da daha çok derinlemesine bir gelişme olur. Daha sonrada su çatlak sistemini genişleterek mağaranın ana hatları meydana getirir. Genel olarak kalın kireç taşı katmanlarında dikey mağaralar, yatayda geniş kireç taşı katmanlarında ise yatay mağaralar meydana gelir.

Mağaralara çekiciliği veren içinde gelişmiş olan çökellerdir. Bu çökeller sarkıt, dikit, sütun, yaprak, makeroni, inci ve perde gibi oluşumlardır. Bu oluşumlar, yeryüzündeki bitki, toprak ve kayalardan süzülerek gelen suyun içindeki CO2 miktarının mağara havasındakinden fazla olması durumunda meydana gelir. Sudan havaya CO2 transferi sırasında tavanda kireç çökelmesi sarkıtları, yere damlayan sular ise dikitleri oluşturur. Sarkıt ve dikitlerin birleşmesi ise sütunları oluşturur. Bu oluşumların meydana gelmesinde mağaranın üzerindeki kireç taşı biçimlenmesinin kalınlığı, biçimlenmenin üzerindeki toprak kalınlığı ve bitki örtüsü önemli rol oynar.

Mağaraların güzelliği bu oluşumların zenginliği, farklılığı ve renkleri ile ifade edildiğinden mağaracının ilk görevi bu oluşumlara zarar vermemek ve verilmesini engellemektir.

Mağaralar da canlılar gibi gelişimleri sonunda yok olurlar. Mağaraların yok olması tavandaki ve yan duvardaki kaya bloklarının gevşeyerek düşmeleri ile başlar ve bu blokların mağara boşluklarını bloke etmeleri ile son bulur. Gelişimi sona ermiş mağaralara fosil mağara, gelişimi devam edenlere ise aktif mağara denir.

Türkiye, mağaralar açısından dünyanın en zengin ülkelerinden birisi olmasına rağmen araştırmalara geç başlanmıştır. Yaklaşık olarak 40.000 tane olduğu düşünen Türkiye Mağaralarının çoğunluğu, Orta ve Doğu Toroslar ile Batı Karadeniz bölgesinde yer almaktadır.


Mağaracılık:
Mağaraların araştırılması ve incelenmesi ilgilenilen bilim ve spor dalıdır. Mağara Bilimi(Speleoloji), sporla bilimin iç içe olduğu yegâne doğa sporudur. Bünyesinde yürüyüş, kampçılık ve ip inişi gibi birçok sportif alanı; ölçüm, haritalama gibi uzmanlık alanlarını; jeoloji, hidrojeoloji, biyoloji gibi bilim dallarını barındırır.

Mağaracılık birbiriyle uyumlu ve iyi anlaşan bir ekiple gerçekleştirilebilir. Bireysel yapılabilecek bir spor değildir. Mağaracılığı çekici kılan ise yerin yüzlerce metre altındaki birbirinden güzel oluşumlar, bilinmeyen ve karanlık gibi sebeplerdir.

Türkiye'de bilinen ilk mağara araştırması 1927 yılında Raymond Hovasse tarafından İstanbul Yarımburgaz Mağarası'nda mağara canlıları üzerinde yapılan çalışma olmasına rağmen, ekip olarak ciddi anlamda ilk çalışma 1955'te Temuçin Aygen ve arkadaşları tarafından Konya Maraspoli Mağarası'nda yapılmıştır. Temuçin Aygen tarafından 1964'te kurulan Mağara Araştırma Derneği halen çalışmalarına devam etmektedir. 1973 yılında ise Türkiye'nin ilk üniversite mağaracılık kulübü Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü kurulmuştur. Bu kulüp Türkiye'nin en derin mağarası olan Peynirlikönü(Evren Günay Mehmet Ali-EGMA) Mağarası'nın araştırmasına devam etmektedir. İçel - Anamur'daki bu mağaranın derinliği 1429 m.dir. Bu oluşumların dışında Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Mersin Üniversitesi mağara araştırma kulüpleri; Eskişehir Mağara Araştırma ve Ege Mağara Araştırma Grupları; Toros Doğa Sporları Kulübü bünyesindeki Temuçin Aygen Mağara Araştırma Grubu ile Anadolu Speleolojik ve Karstik Araştırmalar Derneği çalışmalarına devam etmektedir. Bu oluşumların tümü Türkiye Mağaracılar Birliği(TMB) adı altında toplanarak, çalışmalarını ve bilgilerini paylaşmaktadır. Bu birlik son zamanlarda çok önemli olan mağara kurtarma çalışmalarına ağırlık vermiştir. Ayrıca mağaraların korunması, mağaraların ve mağaracıların envanterinin oluşturulması, eğitim ve araştırma standartlarının oluşturulması gibi çalışmalarda bulunmaktadır.

İzmir'de şuan Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü(1994), Ege Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü(1996), Anadolu Speleolojik ve Karstik Araştırmalar Derneği(2005) ve Ege Mağara Araştırma Grubu(2005) çalışmalarına devam etmektedir. Ege Mağara Araştırma Grubu gelecek zaman içerisinde dernekleşmeyi planlamaktadır.


Mağaraların taşınmaz birer kültür varlığı olduğu unutulmadan korunması gerekmektedir. Gelecek nesillere aktarılacak en önemli güzelliklerden biri olacak mağaraların korunması açısından:


-Mağaralarda yapılacak define vb. amaçlı izinsiz kazı ile tahribatlara engel olmak,
-Tahribatların olduğu mağaraları Türkiye Mağaracılar Birliği'ne bildirmek,
-Araştırması yapılmamış mağaraların en yakın araştırma gruplarına bildirilerek kayıt altına alınmasını sağlamak,
Etkili olacaktır.

Arda PEKSEV


Mağaracılık Malzemeleri


MAĞARACILIKTA KULLANILAN MALZEMELER

Mağaracılıkta kullanılan malzemenin türünün mağara tipine göre değişmesine karşın, mağaracılık yapmak isteyen birinde bulunması gereken olmazsa olmaz iki malzeme vardır. Baret ve aydınlatma. Hayati önem taşıyan başka malzemeler de vardır ancak, öncelikle bu ikisi değerlendirilmelidir.

BARET

Baret, takan kişinin başını, dar ve alçak geçitlerde oluşabilecek darbelerden olduğu kadar, yukardan düşebilecek nesnelerden de korur. Mağarada kullanılması gereken en önemli malzemelerdendir. İyi bir baret hafif ve dayanıklı olmalı, siperliği bulunmamalı, ortopedik ve yeterince havalandırma delikleri olmalı, üstünde alın feneri ve karpit lambasının takılabileceği yuvalar bulunmalıdır.

AYDINLATMA

Mağarada aydınlatma hayati önem taşır. Mağaracılık yapan herkes, ekibin ve kendisinin güvenliğini riske atmamak için, iyi bir aydınlatmaya sahip olmalıdır. Mağarada ana aydınlatma gerecini karpit lambası oluşturur. Bunun yanı sıra yedek olarak, pilli alın ve el fenerleri de kullanılır.

KARPİT LAMBASI

Karpit, suyla birleştiğinde hızla tepkimeye giren ve asetilen gazı çıkaran, sıkça kullanıldığı için bulunması kolay ve ucuz bir malzemedir. Karpit lambası asetilen gazını yakarak ışık verir. Asetilen alevi parlak ve rüzgara oldukça dayanıklıdır. Karpit lambalarında genellikle suyun ve karpitin konulduğu iki ayrı bölüm bulunur. Ayarlanabilen bir musluk yardımıyla su karpit üzerine damlar ve asetilen gazı çıkar. Hortum yardımıyla memeye gelen gaz yanarak parlak bir ışık çıkarır. Karpit lambaları aşağıdaki özellikleri nedeniyle mağarada tercih edilir.

" Uzun ömürlüdür. Bir doldurmada 6-8 saat yanar.

" Çalışmak için yalnızca suya gereksinim duyar. Genellikle mağarada su bulmak dış dünyadan daha kolaydır.

" Parlak ve homojen ışık verir.

" Ağırlık / verim oranı oldukça düşüktür.

" Yedek karpit, su sızdırmaz bir kapta taşımak koşuluyla, rahatça taşınabilir.

" Hava akımlarının yönünü ve oksijen varlığını gösterir.

Piyasada bulunan madenci ve balıkçıların kullandığı karpit lambaları, ağır olmalarına karşın hazneleri geniştir ve ucuzdur. Mağaracılığı yoğun olarak yapanlar, Petzl in Ariane-Aceto ikilisini tercih etmelidir.

Karpit konulan bölüm hiç bir zaman yarıdan fazla doldurulmamalıdır. Her etkinliğin ardından karpit lambasının temizlik ve bakımı yapılmalıdır. Bakımı iyi yapılmayan bir lamba çeşitli sorunlara yol açabilir.

PİLLİ FENERLER

Pilli fenerler, yedek ışık kaynağı olarak oldukça işe yararlar. Uzak bir noktanın aydınlatılmasında genelde karpit lambasından daha iyidirler. Ancak, homojen ışık vermedikleri için yürüyüş sırasında dikkati dağıtır. Belli bir bölgenin iyi aydınlatılmasına rağmen diğer bölgelerin karanlıkta kalması olası tehlikeleri ya da güzellikleri gizler. Yine de karpit lambasının söndüğü ya da söndürülmesi gerektiği durumlarda kullanılması için mutlaka gerekir. Pilli fenerlerin ağırlık / verim oranları yüksek olduğu ve pilleri çabuk bittiği için ana aydınlatma gereci olarak kullanılmaz. Yedek fenerin alın lambası tipinde olması kullanımını çok kolaylaştırır.

GİYSİLER

Mağara ortamında genellikle su ve çamur bol bulunur. Bu nedenle kullanılan giysilerin en azından dış katmanının su geçirmez ve sürtünmeye karşı dayanıklı olmasında yarar vardır. Ancak sudan ve çamurdan korunmak için kalın ve ağır giysiler kullanmak, zaten yorucu olan etkinlikleri çekilmez hale getirebilir. Su emen ve geç kuruyan pamuklu giysilerden kaçınılmalıdır. İç giyimde yünlü ya da polar, dış giyimde ise sentetik giysiler tercih edilmelidir. Polar çok çabuk kuruduğu, yün ise ıslandığı zaman bile sıcak tuttuğu için tercih edilmektedir.

ÇİZME

Mağarada en kullanışlı olmasa bile en uzun süre dayanan ayakkabı türü lastik çizmelerdir. Uzun çizmeler (diz altı) tercih edilmelidir. Tabanlar kaymayı önleyecek tipte ve kalın olmalıdır.

İPLER

İp, aktif mağaracılık yapan birisi için en önemli teknik malzemedir. Doğa sporlarında kullanılan çok ipleri değişik şekillerde sınıflandırmak mümkündür ancak, genellikle ipler statik ve dinamik olmak üzere ikiye ayrılır.

DİNAMİK İPLER

Dinamik ipler yük bindiğinde esneyebilen (yaklaşık boyca %10 kadar), böylece kazara düşen bir kişiyi şoktan koruyan iplerdir. Genellikle düşme riskinin daha yüksek olduğu dağcılık gibi sporlarda tercih edilir (Dağcılıkta genellikle alçak bir yerden yukarıya çıkılır. İlk çıkan bir kaç metre aralıklarla ipi sabitler ve bir kaza sonucu kaydığı anda, son emniyet noktasına olan uzaklığının iki katı kadar düşebilir. Bu düşmenin yarattığı şoku ancak dinamik ipler emebilir). Mağaracılıkta ise emniyet ipleri genellikle kısa mesafelerde ya da emniyet ipi olarak kullanılır.

STATİK İPLER

Statik iplerin esneme katsayısı boyca yaklaşık %2.5 dur. Canyoning ya da mağaracılıkla ilgilenenler tarafından tercih edilir. İpin üstten sabitlenebildiği Top-Rope teknikleri için uygundur.

PERLON BANT

Perlon bantlar değişik kalınlıklarda bulunabilir. Doğal emniyet alırken sürtünmeye karşı ipten daha dayanıklı ve güvenilirdir.

KUŞAM

Doğa sporlarında çoğu zaman sporcuyu emniyet iplerine bağlamak gerekir. Bu bağlantı noktalarında oluşabilecek şoku ve yüklenmeyi bedenin değişik bölgelerine dağıtarak sporcuyu koruyan, genellikle perlondan yapılan giysilerdir. Alt ve üst için olduğu gibi bedeni saran modelleri de vardır. Mağaracılıkta daha çok, sürtünmeye ve suya karşı daha dayanıklı olan alt koşumlar kullanılır. Bu koşumlara bağlanan tırmanma gereçleri, göğüse çapraz bağlanan bir perlon bant yardımıyla gerilerek sporcunun dik kalması sağlanır.

KARABİNA

İplerin, merdivenlerin ve iniş çıkış gereçlerinin birbirine bağlanmasında kullanılan metal halkalardır. Genellikle yaylı bir dilleri bulunur ve kilitli modellerinde bu dilin kazara açılmasını engelleyecek vidalı kilitler vardır. Genellikle alüminyum alaşımlarından ya da çelikten yapılırlar ve çok değişik büyüklük ve şekillerde olanları vardır. Mağaracılıkta genellikle oval biçimli olanları tercih edilir.

DELTA

Koşum ile koşuma takılacak gereçlerin takıldığı üçgen ya da yarım daire şeklindeki vidalı halkalardır.

SEKİZLİ İNİŞ ALETİ

Görünüşü 8 rakamına benzediği için sekizli adını almıştır. İniş ipi sekizlinin etrafına sarılır ve sürtünme yüzeyi artar. Böylece sporcu iniş hızını rahatça kontrol edebilir. İstasyon geçişlerinde kullanımı riskli olduğu için mağaracılıkta çok tercih edilmez. İstasyonsuz inişlerde pratiktirler.

DESENDÖR

İpte kontrollü inişte kullanılır. Sürtünme için aşındıkça değiştirilebilen makaralar kullanılır. Basit ve kilitli olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Kilitli olan tipi kazara bırakıldığında kilitlenir ve iniş durur. Sekizliye göre en büyük avantajı, ipe takılırken koşumdan sökülmemesidir. Böylece desendörün düşürülme riski ortadan kalkar.

JUMAR

İp üzerinde tek yönde kayabilen, diğer yönde kilitlenen gereçlerdir. Genellikle ip üzerinde yükselmek için kullanılırlar. El, göğüs ve ayak için olan modelleri vardır. Tek yönde hareket etmeyi sağlayan yaylı parçadaki dişler, kilitlenme yönünde çekildiğinde ipin içine saplanır ve tutunur. Diğer yönde hareket edildiğinde ise yavaşça ipten kurtulur ve ip üzerinde rahatça kayar. Jumar sökülürken ipe zarar vermemesi için hareket yönünde kaydırılmalıdır. Böylece ipe gömülü dişler yerinden çıkacak ve lifleri koparmayacaktır.

BOLT

Dikey mağaracılıkta doğal emniyet noktaları bulunamadığı durumlarda kayalara çakılan çelik dübellerdir. Mağaracılıkta genellikle 8 mm lik dübeller tercih edilir. Kullanım kolaylığı ve güvenliği nedeniyle, Türkiye'de ne yazık ki gereğinden çok kullanılmaktadır. Bu da mağara kirliliğini olumsuz etkilemektedir. Mağaracılıkta kullanılan tiplerinde sertleştirilmiş sivri dişler bulunur. Böylece dübel kendi takılacağı deliği kendi açar.

BOLT ÇAKICI

Boltun takıldığı bir aparattır. Boltun rahat tutulmasını ve çakılmasını sağlar. Kullanımı için bolt, çakıcıya sıkıca vidalanır ve çekiçle çakılır. Açılan delik temizlendikten sonra, boltun pimi takılarak bolt yerine çakılır. Bu aşamadan sonra çakıcı sökülür. Çakıcı üzerindeki lastik koruma çekiç darbelerinden eli korur.

KULAK

Kayaya çakılan bolt yuvasına bir vida yardımıyla tutturulan metal askılardır. Farklı biçimlerde olanları vardır. İpler kulaklara genellikle karabinler yardımıyla bağlanır.

BOLT ÇEKİÇİ

Bolt çakmak için kullanılır. Genellikle sapında kulak vidasını sıkacak bir de anahtar bulunur.

BOLT

Mağaracılıkta sert ve dayanıklı, şişme botlar kullanılır. Botlar iki ya da üç kişilik olmalı, en az iki ayrı bölmeden oluşmalıdır. Böylece bölmelerden biri tamir edilemeyecek kadar hasar gördüğünde geri kalan bölme kullanıcıyı güvende tutmalıdır. Botun kürekleri kısa olmalıdır ve uçlarında bileğe geçen halkalar olmalıdır.. Botla birlikte kullanılacak tüm ekipman (tapa, kürek, pompa, yapıştırma seti gibi) bota bağlı olmalıdır.

PERLON / ÇELİK MERDİVEN

Ağırlığı ve kapladığı hacim nedeniyle yalnızca kısa inişlerde tercih edilir. Genellikle iki çelik tel arasındaki alüminyum çubuklardan oluşur. Basamak aralığı 15-35 cm, genişliği ise 10-30 cm arasında değişir. Çoğu merdiven uç uca eklenebilecek şekilde tasarlanmıştır. Kullanımı zor ve yorucu, çekme gücü ipe göre daha azdır.

ŞİŞME BOT

Mağaracılıkta sert ve dayanıklı, şişme botlar kullanılır. Botlar iki ya da üç kişilik olmalı, en az iki ayrı bölmeden oluşmalıdır. Böylece bölmelerden biri tamir edilemeyecek kadar hasar gördüğünde geri kalan bölme kullanıcıyı güvende tutmalıdır. Botun kürekleri kısa olmalıdır ve uçlarında bileğe geçen halkalar olmalıdır.. Botla birlikte kullanılacak tüm ekipman (tapa, kürek, pompa, yapıştırma seti gibi) bota bağlı olmalıdır.