Sponsonlu Bağlantılar
17’nci yüzyıldan günümüze eşarp modası



Audrey Hepburn, Elizabeth Taylor ve Grace Kelly gibi isimlerin sık sık tercih ettiği eşarbı, modacılar ve markalar bugün yeniden kullanıyor. Alexander McQueen, Missoni ve Hermes onlardan birkaçı.

Temelinde dini ve etnik bir işaret olan eşarp, bu iki durumdan ayrı kullanılabilirliği açısından geçmişten bu yana pek çok kez moda arenasının gündeminde oldu. Kah 17’nci yüzyılda Jan Vermeer’in başyapıtı sayılan İnci Küpeli Kız isimli ikonik tablosunda, kah Metropolitan Müzesi Kostüm Enstitüsü Galası’nda Kate Moss’un başında... Eğer eşarp sadece bir aksesuardan ibaretse diğer birçok eşyayı geride bırakacak güce sahip olabiliyor. Moda endüstrisi, eşarbın saçın bir kısmının gözükerek, örtünme kaygısı olmaksızın ve farklı bağlama teknikleriyle aksesuar halinde kullanımına ‘türban’ diyor aslında. Sadece bir süs eşyası olarak eşarbı en iyi kullanabilenler Fransız kadınlar kuşkusuz. Özellikle bahar aylarının birinde Paris sokaklarında, kahvenizi yudumlarken önünüzden geçen kadınlara dikkat edin. Kemer, saç bandı, yağmurlukların kemer yerine iliştirilmiş, onlarca farklı şekilde boyuna bağlanmış eşarba şahit olacaksınız. Sanki doğuştan bir yetenekle nasıl oluyor da bu kadar hoş görünüyorlar? Genetik mi bilemiyoruz ama eşarbın yeni kullanılan bir obje olmadığını, tarihte pek çok kez kendini gösterdiğini biliyoruz. Bilhassa 20’nci yüzyılın iflah olmaz oryantalist modacısı Paul Poiret, Doğu’dan esinlendiği tarzıyla eşarbı modaya geri getirdi. Poiret’in estetiği karşısında kayıtsız kalmak ne mümkün. Peggy Guggenheim ve sessiz film starı Gloria Swanson gibi sosyetikler tarafından çabucak benimsendi. Akabinde popülaritesi de peşi sıra arttı.


70’LERDE ÇOK POPÜLERDİ



30’larda yepyeni bir anlam ifade ediyordu. Dünyaca ünlü, İsveç doğumlu film ikonu Greta Garbo gibi yıldızların da vazgeçilmezi olunca kültürlü, gezmiş görmüş ve entelektüel bir algıyı doğurdu. 1966’da Vatikan’daki Sistine Şapeli’nde bir ödül töreni için içeriye, başında türbanı ve muhteşem havasıyla Elizabeth Taylor süzüldü. Taylor’ın göz kamaştırıcı stili bir anda tüm kadınların gözdesi oldu. Eşarp 70’lerde en az bir şapka kadar popülerdi. Şapkalarıyla ünlü İngiliz Kraliyet Ailesi de ipek eşarbı zaman zaman kullanmaktan geri durmuyor. Örneğin Kraliçe Elizabeth resmi davetler dışında şapkaları yerine kendisine özel hazırlanmış ipek eşarpları takmayı tercih ediyor.


KURU KAFALISI BİLE YAPILDI



Eşarp ya da küçültülerek kullanıldığında türban, geri dönüşünü yinelerken adeta filmlerden fırlamışçasına yeniden zirveye yükseliyor. Audrey Hepburn, Charade filminde Hubert de Givenchy tasarımı trençkotuyla birlikte kullandığı eşarbıyla ölümsüz bir sahneye imza atmıştı. Tiffany’de Kahvaltı filmindeyse şapkasını eşarpla süslüyordu. Tüm zamanların en tuhaf esin kaynaklarından ve stil ikonlarından biri olan Edie Beale için stilinin vazgeçilmez bir parçasıydı. Grace Kelly, kırılan kolunu desteklemek için Hermes eşarbını askı olarak kullanmıştı. 60’lı yıllarda eşarp, Jackie Kennedy’nin şöhret kalkanıydı. Günümüzde de mocacılar defilerinde, ikonik çantalarda olduğu gibi eşarpta da aynı ruhu yakalamaya çalışıyor. Alexander McQueen’in kurukafalı baskıları; Etro ve Missoni’nin tribal desenleri; Hermes’in eşarbı bir sanat eseri gibi sunması... Farklı stillerin tamamlayıcı unsuru olan aksesuarla kimi zaman çantaların askılarına takılarak 60’ların sofistike ruhu yakalanıyor, kimi zamanda başa bağlanarak 70’lerin hippileri canlandırılıyor. Hermes, bir zamanların ikonik çantasına eşlik eden eşarbını Kelly modelinde nasıl bağlanacağını resimli grafiklerle anlatan bir broşür hediye ediyor müşterilerine... Moda blogger’ı Sussie Bubble eşarp konusunda da takip ettiği her trend gibi klişelerden uzak duruyor. Sussie renkli eşarplarnı eteklerinin çevresine dolayarak farklı tarzını konuşturuyor. Son dönemin heyecan verici trendi eşarp, imza niteliğindeki stil parçası olmaya aday.