+ Cevap Ver
Sayfa 1/3 123 Son
  1. #1
    master - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    5.569

    Sponsonlu Bağlantılar
    mektup nasıl yazılır, mektup örnekleri kısa, arkadaşa mektup örnekleri, sevgiliye mektup örnekleri, mektup yazma kuralları,
    öğretmene mektup örnekleri, sevgiliye mektup, günlük örnekleri


    En güzel özel mektup örnekleri


    Bu hafta sana mektup yazmak sırası iken, kaptana geçen hafta yazamadığım bazı yüksek ve ağır ilim lakırdılarını yazmak için senin sıranı alıp ona yazacağımı geçen hafta arz ve beyan etmiş isem de, gece Iran elçiliğinde saat bire kadar kokup oturduktan sonra sabah oturup felsefi ve hikemi lakırdılar yumurtlayıp, kabil olduğu kadar hezeyan olmayan birkaç lakırdı yazmak epeyce çetin olacağına göre, sana hafta mektubunu yazmaya başladım.
    Üç dört senedir burada Fransız elçiliği eden efendi bugünlerde memleketine gidiyor. Bir daha da gelmeyecek imiş. Bu münasebetle ingiliz elçisi onun adına bir akşam yemeği verdi. Arkasından Rus elçisi de bir akşam yemeği dayandı. Daha arkadan İran elçisi de bir akşam yemeği verdi. Bu yemeklere misyon şefleri ile, dans eden sefaret kâtiplerini çağırıyorlar. Hiçbir memlekette Kabil'de olduğu kadar frak giyilmez. Giyinip gidiyoruz. Vakası olmayan, hayatı uyku içinde geçen bu memlekette, birbirini haftada üç kere gören diplomatların aralarında ne konuşacakları olabilir! Hiç olmazsa biri ile teklifsiz olsan. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan enine boyuna, dört köşe bir teşrifat. Yemek odasına giderken kim önden geçecek? Bir mesele! Bir ziyafette, bir çayda, duayyen olan Rus elçisi kalkıp gitmedikçe kimse gidemez imiş! Bu âdeti ilk defa burada görüyorum.


    mektup.gif
    Konuşmalar, lakırdılar o kadar ıkınarak, o kadar zoraki ki insanın lakırdıdan sonra oturup ağlayacağı geliyor. Dün gece yemekte ben susuyor imişim. Rus elçisinin karşımda oturan karısı: - Ne düşünüyorsunuz? diye sordu. - Madam, yarın yağmur yağarsa öbür gün de yağar mı diye düşünüyorum, dedim. Kadın bu "derin düşünceme, bu haklı düşünceme hayran kaldı!
    Yemek hiç olmazsa iyi olursa bir nimettir. Ya olmazsa? Dün gece zerzevat unundan yapılmış bir çorba vardı. Sanki çorbanın içine biraz kum dökülmüş gibi, onun da suyuna karışmamış, dibine çökmüş, tadı, tuzu da hak getire. Arkasından kutu sardalyasından üç balık, yanında biraz da mayonez gibi bir şey. Mide bozma ilacı! Daha arkadan mayonezli tavuk, üstüne de zelatin dökülmüş. Tavuk eyi pişmiş. Pişmiş olsa da bir şey değil ya! Arkasından yumurta akının köpüğünden yapılmış bir tatlı, arkasından da yemiş. Şurasını arz edeyim ki buralarda kayısı ve üzüm gibi bazı yaz meyvelerinden ağız tadı ile yenilecek yemiş bulacağını zannedenler aldanırlar.
    Yemekten sonra kahveler içilir, o da tamam olunca gramofonu açar dansa başlarlar. Kime sorsan danstan hoşlanmadığını söyler gibidir ama doğru değildir. Belli bir şey ki kadın erkek birbirine fazlaca sokulup sürtünmekten kadını erkeği bir zevk bulurlar. Bu gizli zevk ne dereceye kadar hoş bir şeydir bilmem. Ama hoşlanır ve sürtünürler.

    Bu toplantıların bütün lütfü bu cinsi iştahın gıcıklanmasından ibaret kalır. Dans etmeyenler ne yapar? Faide Hanım İran doktoru, Rus kâtibi ile tavla oynar. Ben zavallı öteki beriki kadınlara sokulur sümsüklerim. Kadınlar arasında: - Niçin dans etmiyorsunuz? deye soranlar olur. - ihtiyarladım madam! deye cevap veririm. Artık ne anlarsan anla! Kadın bana dese ki: - İyi güzel ama sümsükleniyor-sunuz! Ne cevap veririm. Derim ki: - O da eski alışkanlık madam, kusura bakmayınız, sizi rahatsız edecek değilim, derim.

    Hepinizin gözlerinden öperim. Oğlusu mektup yaz. Fatma ağaçları yetiştirsin, sonrası kolay, öyle söyle.

  2. #2
    master - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    5.569
    Sevgili Anneciğim,

    İçimi ısıtan, beni mutlu eden mektubunu ustam dün bana bir müjdeyle verdi. Ben, güzel yüzünün hayaliyle işimi yapıyor, desenleri, motifleri bakır bir panoya işliyordum. O kadar mutlu oldum ki...

    Anneciğim,

    Vakit geçirmeden, hemen bu mektubu yazıyorum. Köyden ayrılalı altı aydan fazla olmuş. Bu süre içinde, belki her ay sizleri, köyümüzü, evimizi, yemyeşil ağaçlarla dolu bahçemizi, petek petek arı kovanlarımızı görmeme rağmen yine özlemle doluyum.

    Geçtiğimiz günlerde ustam, bakır işlemecilikte kısa zamanda ilerleyişimi yeteneğime ve gayretime bağlayarak "Aferin!" dedi. Sanatın bir altın bilezik olduğunu söyledi. Haftalığımın önümüzdeki hafta artacağını müjdeledi. Ben de o an, sana bayram hediyesi olarak alacağım ayakkabıyı düşündüm. İşyerimize yakın bir ayakkabıcının vitirininde gördüğüm sana yakışacak ayakkabıyı alacağım.
    Bayramdan bir kaç gün önce, ustam izinli olacağımı söylemişti. Elimde ayakkabım, küçük kardeşim Zeynep'e çeşit çeşit çikolata ve boyama kitapları ile kapınızı çalacağım. Bayram sevincini birlikte paylaşacağız. Ne güzel değil mi anneciğim?

    İşe iyice alıştım. Beni düşünüp üzülme! Kendini yorma! Ben usta bir sanatkar olma yolunda çalışıyorum. Sanatımıza katkıda builunmak, bir yandan da üretici bir insan olarak kendime, aileme ve milletime yararlı olmak istiyorum.

    Bakır eşyalar üzerine, çay ve kahve takımlarına, semaverlere, hediyelik bakır eşyalara, duvar panolarına ne güzel desenler işliyorum bir görsen. Çizgilerin akışında, desenlerin şekillenişinde hep sizleri düşünüyorum. Babamın vefatı ile düştüğümüz sıkıntıyı nasıl göğüsleyeceğimi planlıyorum. İşimi ierletip, ücretimi artırmak istiyorum.

    El emeği işler büyük ilgi görüyormuş. Bunu, rahmetli babamın arkadaşı Orhan Amca söyledi. İstanbul'da bir sergi açmamız konusunda bize yardım edeceğini belirti. Biz de "evet" dedik ve başladık çalışmaya. Aynı iş yerinde iki arkadaşımla birlikte yaptığımız özel işleri biriktirmeye başladık.Geleneksel süsleme sanatının birbirinden güzel örneklerini işliyoruz. Çalışmalarımız bitince İstanbul'da bir sergi açacağız. Orhan Amca, sergi salonu için araştırma yapmaya başladı bile. Hazırlığımız sürüyor güzel anneciğim.

    Bayramda birlikte olmak dileğiyle senin ellerinden, küçük Zeynep'in gözlerinden öperim.

    Kucak dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

    Adres: Çamlıca Mah.

    Ankara Oğlun Emre






    Adalet,

    Mektubunu buldum. Bibliothegue Nationale'da bir tarihin arasından çıktı. oraya kadar nasıl gitti? Bilmem. Belki de Karaçelebizade Abdülaziz Efendi'nin ruhu ve maneviyatı seni bir evlat gibi seçti. Çünkü medhetmek gibi olmasın ama; sen de bizim eski müverrihler kadar gözü görür, kulağı işitir cinsten doğmuşsun. Hem görüyor, hem de seviyorsun. Sade görmek kötü şey. Manasız. İnsanı dışarıda bırakıyor. Görmeden sevmek, hayran olmak, o da budalılık... Sayende bir hafta evvel bütün dostlarla beraberdim.

    Lolita'cılığı ayıplamayı benden bekleme. İçim gidiyor vallahi. Ne var ki, yaş geçtikçe insanda haysiyet fikri artıyor. Burada anneannesinin ayakkabısını ayağına geçiren sokakta. Çünkü Lolitalar –hakiki Lolita'dan bahsediyorum- düzgün ayakkabı meraklısı. Saint-Germain kahvelerinde, SELECT'te dolu. Galiba tahsil ağır geliyor. Nasıl okumayan erkek, ressam olmaya karar veriyorsa... Mamafih onlar da resimden, şiirden, bilhassa romandan başlıyorlar. Geçen akşam muhacir kuş cinsinden bir Lolita'ya rastladım. Saat ona doğru idi. Komşu sinemaya gitmek için otelden çıkmıştım. Yumurta gibi bir kız yaklaştı, yolunu sordu. İlk önce itiyat bu ya, bizim evin adresini vermeye kalktım, tabii aklım başıma geldi. Sokağın başına götürdüm. Viyanalı imiş. Paris'de bir haftadan beri bulunuyormuş filan. onu kaderine teslim ederek, ben de hamakatimden memnun, cinai film seyrine gittim. Biz de Lolita'cılığın döviz: Mundar öldüğüne yanmaz, ödağacından tabut ister, darb-ı meseldir. O, bu değil ama, şöyle bir aşık olsam fena olmayacak. Fakat kimse haydi demiyor...

    Burada hayatım bildiğin gibi. Balzac'ın meşhur sözüyle, bir gün lazım olur, diye durmadan yığıyorum, çok okuyorum. Çok şey görüyorum. Asıl kendi şiirlerim duruyor ama, vezinsiz beş-on manzume bitirdim. Bugünlerde Victor Hugo ile fazla meşgulüm. Hatıralarını okuyorum, müzesinde birkaç defa resimlerini seyrettim. Müthiş ressam. Nasıl görüyor ve nasıl görünmenin peşinde. Sanki her tablosu sonsuzluğa veya boşluğa açılıyor. Tablo dedim ama, hakikatte desen, pastel ve lavis. Bazen bu teknikleri şaşırtıcı şekilde karıştırıyor ve daima güzel neticeler elde ediyor. Müthiş bir ekspresionizmi var, buluşları var. Mesala bugünkü tiyatronun ışık oyununu resimde yapıyor. Leopoldine'in Bir Düşüncesi diye küçük bir resimde, kız ayakta, ışıkta duruyor, etrafında düşündüğü şeyler, çiçekler filan gölgede. Bazılarında Seurat'ya hatta olur ve inanılır şey değil, Lautrec'e yaklaşıyor. Tabii muhakkak bu ressamlar onun eserlerini gördü demek istemiyorum, fakat onlardan evvel kendi başına bulduğu muhakkak. Hülasa yepyeni bir alem.





    Arkadaşa yazılan mektup örnekleri
    Arkadaşa kısa mektup örneği

    Sevgili Ahmet,
    Her şeyden önce seni çok özlediğimi belirtmek istiyorum.Uzun yıllar birlikte gezip arkadaşlık ettikten sonra yeni yerlere gelmek özlemimi daha da arttırdı.
    Alışkanlıklarımdan vazgeçmek zorunda olduğum bir döneme girdim.Üzülerek belirteyim ki bunlar arasında en fazla zor gelen senden ve değerli arkadaşlarımdan uzak kalmak geliyor.Ankara'ya geldiğimden beri derslerden başımı kaldıramıyorum.Okul iyi ve düzenli bir şekilde devam ediyor.Yalnız yaşamaya alışmak ve derslerime ayırdığım vakitler haricinde parklara gidiyorum.Temiz havada dolaşıyorum.Ailem ve siz aklımdan bir an olsun çıkmıyorsunuz.
    Senden ricam beni mektupsuz ve habersiz bırakmamandır.Senin göndereceğin mektuplar benim özlemimi biraz azaltacaktır.Herkese selamlar kendine iyi bak.






    Öğretmene Yazılmış Güzel Ve Anlam Yüklü Bir Mektup

    Sevgili öğretmenim,
    Seven, öğreten, hata yapsak da bizi affeden, kinlenmeyen, zaman zaman çok
    öfkelendirdiğimizde dayanamayýp bağıran asla vurmayan, tehdit etmeyen, aşağılamayan, bu nedenle
    de büyüklüğünü hep koruyan, büyüdüğümüzde anılarımızda bu çok güzel özellikleriyle yer tutan biricik
    öğretmenim.
    Ben haylazım;
    Ben haylazım, yaramazım, ama öğrenmeye açığım. Bana öğretme yöntemin farklı olmalı. Beni sevdiğini,
    bana değer verdiðini sezmeliyim. Beni yaramaz diye itelersen ve ona göre davranırsan,
    gerçekten işe yaramam. En değerli, en büyük öğretmenim beni böyle görüyorsa ben demek ki buyum
    diyerek kabullenir, zaten benim için kolay ve zevkli olan haylazlıklara devam ederim.
    Çok duygusalım;
    Lütfen beni anla. Aslında çok duygusalım. Çabuk incinirim. Ama siz büyükler gibi bunu
    gösteremem. Beni aşağıladığınızda belki bön bön yüzünüze bakar, susarım, bazen savunmaya geçer küstahça gelen bir iki şey söylerim. Ve daha da kızdırırım sizi, ama emin olun art niyetsiz,
    önceden tasarlamadan, zaten bunun için değil midir, kinci olmamanız gerektiği.
    Kıpır kıpırım;
    Ben dikkatsizim, dalgınım, kıpır kıpırım. Siz ders anlatmak için uğraşırken ben etrafıma bakar,
    silgiyle oynar, başka dünyalara dalar giderim. Bazen hiç yerimde duramaz, hareket etmek
    isterim. Beni uyarın bu benim elinde olan bir şey değil. Beni diğer çocuklarla kıyaslamayın,
    belki de benim beynimde bir şey fazla veya eksiktir, kim bilir? Büyüyünce beni iyi
    yetiştirirseniz doktor olup bunu araştıracağıma söz veriyorum.
    Çalışkanım, başarılıyım;
    Ben söz dinleyen, çalışkan, başarılı bir çocuğum. Öğretmenim en çok beni sever. En iyi notları
    benden bekler. Ben de bunu için elimden geleni yaparım. Ama bazen çok zorlanıyorum. Geçen yıl
    birinci oldum diye bu sene de birinciliği kaptırmamak için çok çok çalışıyorum. Matematikten özel
    dersler alıyorum, arkadaşlarımdan gizli. Yine birinci olmalıyım. Ama çok zor. Benden, büyüklerim
    ve öğretmenlerim çok şey bekliyor. Artık oyun oynamak, TV seyretmek, arkadaşlarımla olmak
    istiyorum. Çok zaman kaybı. Öðretmenim lütfen beni uyarın, çocukluğumu yaşayamıyorum.
    İçime kapalıyım;
    Ben hep ortacıyım öğretmenim. Çok sessizim, içime çok kapalıyım. Pek arkadaşım da yok. Çok
    sıkılıyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Konuşunca yanlış bir şey söylemekten çekiniyorum. Öğretmenim
    beni, istemesem de sosyal faaliyetlere sokun, nasıl olsa sessiz ve ortalama bir öğrenci
    deyip, benden ilginizi çekerseniz; ben büyüdüğümde toplum içine nasıl karışırım?
    Ben bilmiş birisiyim;
    Ben neşeli, zeki, çalışkan, bilmiş bir öğrenciyim. Sınıfta hiçbir düzensizliğe tahammülüm yoktur.
    Hemen gelir size şikayet ederim. Eğer bu şikayetlerden “aferin” alır ve şikayet
    ettiğim çocuk da ceza yerse deymeyin keyfime. Ama içimde bir kuşku var. Doğru mu yapıyorum
    diye. Sonradan çok pişman oluyorum. Ama yine de bu kurallara aykırı bir hareket gördüğümde
    alacağım “aferin” i de düşünerek şikayet etmeden duramıyorum. Peki ya o kuşku?
    Hepimiz farklıyız;
    Hepimiz birbirimizden çok farklıyız. Kimimiz esprili, neşeli; kimimiz çalışkan, terbiyeli;
    kimimiz çok hareketli, dikkatsiz; kimimiz kuralcı, bilgiç; kimimiz taklitçi; kimimiz de
    maalesef tembel.
    İşte öğretmenim; bence en önemlisi tembel olmamız. Çünkü tembel olan, geleceğin asalağı olabilir.
    İşte asıl bu asalaklık yaramazlıktır. Onun bu yapısını değiştirmek için elinizden geleni yapın.Hem kendisine hem de topluma faydasız bir insan olmasın sonunda…





    İki tane öğretmene kısa mektup örnekleri

    sevgili öğretmenim ;
    size teşekkür ve saygılarımı iletirim siz bize okumayı yazmayı heceleri harfleri her şeyi öğrettiniz başarılı olmamızı sağladınız size çok teşekkkür ederim. siz benim başarılı olmamda çok büyük emeğiniz var. siz annem ve babamın yerine koyuyor teşekkür eder sevgilerimi iletirim

    YAZAN:Zeynep YETEN


    Sevgili Öğretmenim ;
    Sizi Çok Seviyorum.Bana Okumayı-Yazmayı
    Sevgiyi-Saygıyı
    Anneyi-Babayı
    siz öğrettinz size ne kadar teşekkür etsem azdır.
    bu sene ayrılmak zorundayız ben 6.sınıda geçerken siz de 1.sınıfı okutacaksınız.
    Biliyorsunuz demi size düşen öğrenciler çok şansılar çünkü siz bu okulda en güzel ders anlatan gerektiği yerde gülen,gerektiği yerde sert davranan,disiplili bir öğretmensiniz
    SİZİ SEVİYORUM CANIM ÖĞRETMENİM

    YAZAN:İnci Yorguner





    SEVGİLİ ÖĞRETMENİM,

    Annem ve çevremdekiler küçükken hep bana sorarlardı; ‘’Büyüyünce ne olacaksın?’’ diye,Ben de,‘’Bilim adamı veya astronot olacağım’’ derdim.Çünkü henüz okula gitmiyor çok fazla şey bilmiyordum. O zamanlar okul ve öğretmen kavramı benim için çok fazla bir şey ifade etmiyordu. Ne zaman ki okula başlayıp sizin öğrenciniz oldum , ondan sonra fikirlerimin tamamı değişti. Öğretmenliğin bütün mesleklerden farklı ve üstün olduğunu, dünyanın en güzel,en kutsal ve en onur verici mesleği olduğunu anladım. Çünkü, SİZ ;
    Okulumuzun ilk açıldığı günden beri sınıfımıza güneş gibi girdiniz.Bizi bilgilerinizle aydınlattınız.Geleceğimize ışık tutarak hayatımızın akışına yön verdiniz. Siz çok fedakar,çok sevgi dolu,çok bilgili,sıcak ve sabırlıydınız. Bütün öğrencilerinizle kendi evladınız gibi ilgilenirdiniz.Bir sıkıntımız olduğunda bunu ilk siz fark edip teselli etmeye çalışırdınız. Ben,ailemden sonraki ikinci eğitimimi sizde aldım.Çok fazla bir şey bilmez,şekillenmemiş bir hamur gibi iken,sizin sayenizde şekillenip;kitapların en iyi dost olduğunu,hatalardan da ders alınabileceğini,dürüstlüğün en önemli fazilet olduğunu, arkadaşlık ve dostluğun kıymetini,iyilik yapmanın güzelliğini öğrendim.
    Siz bizi doğruya yönelttiniz;bilgili kişiler olmamız için çaba gösterdiniz;beceri ve yeteneklerimizin gelişmesi için yardımcı oldunuz.
    Ben de ileride sizin gibi doğruyu,güzeli,iyiyi,Atatürk ilkelerine bağımlılığı öğreten bir öğretmen olacağım.Bilgisizliğe ışık tutacağım.Öğrencilerimin gönlünde taht kuracağım.

    ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN! SEVGİLİ ÖĞRETMENİM
    Kemal Bora BAYRAKTAR

    CANIM AKIN ÖĞRETMENİM

    Sizinle gemiyle bir yolculuğa çıktık sanki…Bu geminin kaptanı sizsiniz.Bizi farklı güzelliklere doğru götürüyorsunuz. Siz sanki bir polissiniz,bir askersiniz. Bizi her kötülükten koruyorsunuz. İşte bu yüzden her şeyimizsiniz. Siz bir ağaçsınız.Biz de meyveleriniziz.Sizin çiçeğiniz çocuk,baharınız okul… Tüm zorlukları üstlenip kendinizi mesleğinize adıyorsunuz. En güzel duygularla,en güzel bilgilerle yetiştiriyorsunuz. Siz bir bahçıvan gibisiniz.Bahçıvanın en güzel gülleri,hiç yorulmadan,bıkmadan yetiştirdiği gibi,siz de bizim üzerimize titriyorsunuz. Siz,bizim ikinci annemiz,babamızsınız.Bizi üç yıldır kim büyüttü?Biz,sizi annemizden,babamızdan daha çok görüyoruz. Sınıfımızdaki yirmi beş çocuğu,gerçek çocuğunuz gibi seviyorsunuz. Sizden çok küçüğüz ama,sizin bizi ne kadar çok sevdiğinizi çok iyi biliyoruz. Ben,sizi çocuk kalbimle çok seviyorum. Bana,sizi nasıl sevdiğimi sorarsanız,size kalbimi gösteririm. Siz,bizim en iyi dostumuzsunuz.Bir sıkıntımız olduğunda,bunu ilk siz fark ediyorsunuz,bizi teselli etmeye çalışıyorsunuz. Siz,yoktan var eden,bir mimarsınız.Büyük çabalarla bizi bu günlere getirdiniz, bize sahip çıktınız,yol gösterdiniz.Bizim bilgi kaynağımız CANIM ÖĞRETMENİM. Okumayı,yazmayı,yurdumu sevmeyi,doğru olmayı,küçüğe sevgi,büyüğe saygı duymayı siz öğrettiniz. Biz Atatürk çocuklarıyız. Bizlere güvenin. Sizi çok seviyorum CANIM ÖĞRETMENİM. Öğretmenler gününüzü kutluyor,saygıyla ellerinizden öpüyorum benim çok sevdiğim ÖĞRETMENİM

    Binlerce Sevgili Öğrencinizden Sadece Biri… Kınalı Kuzunuz Ece ALPARGUN 3-A 408

+ Cevap Ver
Sayfa 1/3 123 Son

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Lütfen aşağıdaki boşluğa "421kt" yazın.

Benzer Konular

  1. Mektup nedir nasıl yazılır çeşitleri
    By master in forum Makaleler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26-05-2015, 11:31
  2. Hz Muhammed' in (S.A.V.) Müseylime'ye gönderdigi mektup
    By bilgedede in forum İslam Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-12-2014, 15:03
  3. Vahdettin'in Amerikan Başkanına Yazdığı Mektup
    By master in forum Osmanlı Selçuklu Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-06-2013, 17:57
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-06-2013, 03:04
  5. Çeşitli gelinlikler
    By KAPTAN in forum Gelinlik Modelleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 11-12-2012, 02:34

Giriş

Giriş