1. #1
    master - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    5.571

    Sponsonlu Bağlantılar
    boşnakların soyu,boşnakların özellikleri,ünlü boşnaklar,boşnaklar ekşi,boşnakların fiziksel özellikleri,boşnakların dini,türkiye'deki boşnaklar,
    sırplar ve boşnaklar arasındaki fark,

    Boşnaklar

    Boşnaklar (Boşnakça: Bošnjak {tekil}; Bošnjaci {çoğul}), Güney Slav halkı. Çoğunluğu Bosna-Hersek ile Sırbistan'da yaşar. Ayrıca Hırvatistan, Karadağ, Slovenya, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye’de mühim sayıda Boşnak yaşamaktadır. Türkiye'de 2.000.000 Boşnak bulunmaktadır. Boşnaklar eski dönemlerde "Bosnjanin"(Latince: Bosnensis) olarak adlandırılırlardı, Ortaçağ Bosna devletinin sakinleri anlamına gelmekteydi.

    Boşnaklar, yüzyıllarca dine dayalı bir kimlik tanımı içinde yer almışlar, Bosna-Hersek ve Sancak'ta yaşayan Ortodoks veya Katolik Güney Slavları ise Sırp veya Hırvat milletlerinin bu bölgelerdeki uzantıları kabul edilmiştir. 1963'de Yugoslavya'nın Sosyalist Federal Cumhuriyet tanımına geçişi ile birlikte Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti yönetiminde Sırpların egemen konumunun zayıflamaya başlaması Boşnaklar için yeni bir millî kimlik tanımının yolunu açmıştır. 1961'de ortaya atılan "Etnik Müslüman" terimi ile Boşnaklar bu isim altında Bosna-Hersek'in yönetiminde Sırpların ve Hırvatların yanı sıra söz sahibi hâle gelmişlerdir. 1968'de Müslüman milleti kavramı, dinî mensubiyeti ifade eden Müslüman kavramından farklı bir anlam içerecek şekilde Yugoslavya Anayasasına girmiştir. (Bu anlama göre, örneğin, Yugoslavya Arnavutları, (ekseri) müslüman olup, Müslüman değildiler.). Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasından sonra ise, Boşnak terimi millî bir anlam kazanmıştır. Bu anlamda Sırbistan-Karadağ 2002 ve 2003 nüfus sayımı verilerine ve bireylerin kendi tanımlamalarına göre önemli bir Boşnak nüfus bulunmaktadır. Söz konusu veriler şu şekildedir:

    Sancak'ta; Boşnaklar 193.026 kişi (toplam nüfusun % 45,31'i), Sırplar 156.852 kişi (toplam nüfusun %36,82), Karadağlılar 29.892 kişi (toplam nüfusun %7,02'i), Müslüman milleti 27.047 kişiye (toplam nüfusun %6,35'i);

    Karadağ'da; Karadağlılar 267.669 kişi (toplam nüfusun %43,16'i), Sırplar 198.414 kişi (toplam nüfusun %31,99'i), Boşnaklar 48.184 kişi (toplam nüfusun %7,77'i), Arnavutlar 31.163 kişi (toplam nüfusun %5,03'i), Müslüman milleti 24.625 kişi (toplam nüfusun %3,97'i), Hırvatlar 6.811 kişi (toplam nüfusun %1,1'i).

    Ayrıca Hırvatistan ve Makedonya'da % 1'ler civarında küçük bir Boşnak nüfus yaşamakta, işgücü göçü nedeniyle başta Almanya gelmek üzere Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiş Boşnaklar da bulunmaktadır.

    Kültür-Folklor

    Boşnak folkloru, 15’nci yüzyıla tarihlenen uzun bir geleneğe sahiptir. Boşnak kültüründeki pek çok unsur gibi onların folklorları Slavik karışımı ve Doğu etkisindedir. Tipik olarak 19’ncu yüzyıldan önce yer alır. Boşnak folklorunda iki popüler karakter, düzenbaz ve kahraman görülür . Diğer düzenbazlar akıllı bilge adamı içerir.

    Dil

    Boşnaklar, Boşnakça konuşurlar. Doğu Trakya bölgesinde yaşayan Pomaklarla dilleri birbirine yakındır. Pomakça Rusçaya daha yakın olarak kabul edilir. Boşnak lisanı, Sırpçadan alfabe olarak Hırvatçadan bazı kelimeler bakımından farklıdır. Bu 3 dilin gramerleri aynı olup sadece şive farklılıkları görülmektedir. Boşnakçanın söz varlığında Müslüman dünyasının terminolojileri çok fazladır. Bu Müslüman terimleri içinde Türkçenin yeri, tarihî ilgisi ve Osmanlı Devleti’ndeki uzun tarih birliği sebebiyle apayrıdır. Türkçe, Boşnakçanın yapısında sadece söz varlığıyla değil, dil kullanımıyla da vardır. Mesela, Boşnakların bayram kutlamalarında “bajram mubarek olsun” ifadesinin aynen kullanılması buna örnektir.

    Boşnakça ayrıca kendine özgü iki yazılış biçimine sahipti. Bunların ilk 'Begovica (ayrıca Bosansika olarak da söylenir) Kiril abecesi; ikincisi ise Arap alfabesidir (Osmanlı devri). Bugün, bu iki kullanım da hemen hemen ölmek üzeredir. Çünkü, günümüzde bu kullanımın okur yazar sayısı oldukça azdır. Bugün Boşnakça latin esaslı alfabe ile yazılmaktadır.

    Din
    Boşnakların İslam'a, bazıları Ateizm, Agnostisizm ve Deizm inanır. Bundan dolayı Seküler Hümanizm Dünya Görüşü Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti zamanı boyunca yaygındı. Rumeli Müslümanlarının çoğunluğu Sünni'dir ve az sayıda Bektaşi inancına sahiptir. Bunun dışında Katolik ve Ortodoks Hristiyan Boşnaklar da vardır.


    BoşnaklarToplam nüfus
    4,5 milyon
    Önemli nüfusa sahip bölgeler
    Bosna-Hersek Bosna-Hersek 1.769.592[1]
    Türkiye Türkiye 2.000.000[2]
    Sırbistan Sırbistan 145.278[3]
    Karadağ Karadağ 53.605[4]
    Slovenya Slovenya 21.542 (2002)
    (+10.467 Müslüman)
    (+8.062 Boşnak)[3]
    Hırvatistan Hırvatistan 31.479[5]
    Makedonya Cumhuriyeti Makedonya 17.018 (2002)[4]
    Almanya Almanya c. 80.000 (2005)
    Amerika Birleşik Devletleri Amerika Birleşik Devletleri 98.766[5]
    Avusturya Avusturya 95.007 (2006)
    İsveç İsveç 53.918 (2004)[6]
    Avustralya Avustralya 18.000 (2001)
    Norveç Norveç 15.216 (2006)
    İsviçre İsviçre 23.457 (2000)[7]
    Kanada Kanada 22.920 (2011)[6]
    Belçika Belçika 4.000 (2002)[8]
    İspanya İspanya 2.038 (2006)[9]
    Malezya Malezya 2.000 (2006)
    Diller
    Boşnakça
    Din
    İslam (Sünni)
    İlgili etnik gruplar
    Sırplar, Hırvatlar, Pomaklar
    Her şeye doğru demek ahmaklıktır, ama her şeyin yanlış olduğunu söyleyen de zorbadır.
    Hz Mevlana

  2. #2
    master - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2012
    Mesajlar
    5.571

    Boşnaklar neden Müslüman oldular?Boşnaklar neden Müslüman oldular?

    Hıristiyan dünyanın ortasında İslam’ı din olarak seçin Boşnakların Hıristiyanlıktan İslam’a geçmeleri de çok ilginç. Boşnakların dini inançları oldukça sıra dışı… 7. Yüzyıldan itibaren bugün yaşadıkları coğrafyaya gelen Boşnaklar, 11.yüzyılda Hıristiyanlaştılar. Ancak dönemin resmi Hıristiyanlık inancına son derece ters düşen ve Papa tarafından Heretik yani sapkın ilan edilen bir mezhebi benimsediler. Bu mezhep, kendisine “Tanrı tarafından sevilen” yani “Bogomil” denilen bir rahip tarafından kurulmuştu…

    Geleneksel Hıristiyan öğretiyle pek çok noktada ters düşüyordu bu mezhep. Bogomil mezhebini benimseyenler Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediğine inanıyorlar ve bu nedenle de haçı kutsal kabul etmiyorlardı.

    Ayrıca vaftizi ve Hıristiyanlığın en temel ritüeli olan ekmek ve şarap ayinine de karşıydılar. Bu da yetmezmiş gibi, baba-oğul-kutsal ruh üçlemesini, dolayısıyla da Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu kökten reddedip, “O da bizim gibi insan” diyorlardı…

    İşte bu nedenlerle Ortodoks ve Katolik Hıristiyanlar tarafından büyük baskı görüyorlardı… Hatta, Bosna Krallığı ve prensliklerine Papa tarafından iki kez Haçlı ordusu gönderildi. Boşnaklar kıyımdan kurtulmak için din değiştirdiklerini söyledilerse de, fırsatını bulduklarında yeniden eski inanışlarına geri döndüler.
    Bosna’ya gelen öncü Horasan Erenleri, karşılarında Müslümanlığa çok yakın bir inanç sistemini yaşayan Boşnak halkıyla karşılaştılar… Özellikle Bektaşi dervişler, halka Müslümanlığı sevdirdiler.
    Yıllarca, Bogomil oldukları için katliama uğrayan ve Hıristiyan dünyasından nefret ederek kendilerini ayrı bir yere koyan Boşnaklar, Osmanlı döneminde hızla Müslümanlaştılar…

    Bunda Bosna’yı Fetheden Fatih Sultan Mehmet’in yayımladığı İnsan Hakları odaklı ferman namesi ve Bosnalı Bogomillere hoşgörülü davranıp onlara devlet hizmetinde yer vermesi etkili oldu. Adeta bir İnsan Hakları Beyannamesi hükmündeki Fatih Sultan Mehmet Fermanı bugün hala Bosna ve Hersek Cumhuriyeti’nin birçok resmi ve özel müessesinde asılı bulunuyor.



    Büyük Fatih şöyle diyor;

    Ben Fatih Sultan Han!
    Bütün dünyaya ilan ediyorum ki; kendilerine bu padişah fermanı verilen Bosnalı Fransiskenler himayem altındadır ve emrediyorum:
    Hiç kimse ne bu adı geçen insanları, ne de onların kiliselerini rahatsız etmesin ve zarar vermesin. Devletimde huzur içerisinde yaşasınlar.
    Ve bu göçmen durumuna düşen insanlar, özgür ve güvenlik içerisinde yaşasınlar. Devletimdeki tüm memleketlere dönüp korkusuzca kendi manastırlarına yerleşsinler.
    Ne padişahlık eşrafından, ne vezirlerden veya memurlardan, ne hizmetkârlarımdan, ne de devletin vatandaşlarından hiç kimse bu insanların onurunu kırmayacak ve onlara zarar vermeyecektir.
    Hiç kimse bu insanların hayatlarına, mallarına ve kiliselerine saldırmasın, hor görmesin veya tehlikeye atmasın.Hatta bu insanlar başka ülkelerden devletime birisini getirirse onlar da aynı haklara sahiptir.
    Bu padişah fermanını ilan ederek, burada, yerlerin ve göklerin yaratıcısı ve efendisi Allah (c.c.), Allah’ın yüce elçisi aziz peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) ve yüz yirmi dört bin peygamber ile, kuşandığım bu kılıç adına yemin ediyorum ki; emrime uyarak bana sadık kaldıkları sürece teb’amdan hiç kimse bu fermanda yazılanların aksini yapmayacaktır.

    Bogomillerin bir diğer adı da Pataren’di… Devşirme olarak alınan çocuklara Pataren’den dolayı Poturoğulları denildi…

    Poturoğulları, zamanla Osmanlı ordusunda, sarayda ve devlet hizmetinde önemli görevler aldılar… Ayrıca Müslüman Boşnaklar, Osmanlının kuzeybatı hududunu yalnız başına savundular…
    Bosna eyaleti Osmanlı idari sisteminde isyanların yaşanmadığı bir vilayet özelliğini taşıdı yüzyıllar boyunca…


    AVRUPA’NIN ORTASINDA TAM BİR SOYKIRIM

    Yugoslavya’nın parçalanmasının ardından Askeri gücün tamamına yakın bölümünü elinde bulunduran Sırplar, Bosna ve Hersek’i kendi topraklarına katmak üzere 1992 baharında bu bölgeye savaş açtılar.(1 Mart 1992) Güçlü Sırp Ordusu’nun hedefi birkaç ay içerisinde tam bir oldu bittiye getirerek Bosna Hersek’i ilhak etmekti. Ancak işler istedikleri gibi gitmedi. Ellerinde kendilerini savunacak silahları ve düzenli orduları bulunmayan Boşnaklar topraklarını canları pahasına savundular.

    Bosna destanının mimarı ise Aliya İzetbegoviç oldu. 70 yaşlarındaki Bilge Kral, (Kendisi Kral kelimesini sevmiyor) savunmasız bir topluluktan, dünyanın en dirençli ordusunu oluşturdu.
    Sırplar ve Hırvatlar, 4 yıla yakın süren savaşta dünyanın o güne kadar şahit olmadığı her türlü zulmü uyguladılar. Köy, kasaba ve şehirleri basarak toplu katliamlar yaptılar. Çocuk-yaşlı, erkek- kadın demeden onbinlerce insanı kurşuna dizdiler, yaktılar, benzeri görülmemiş biçimlerde katlettiler. Müslümanların tüm mallarını talan ettiler, yaktılar, yıktılar. 14 Aralık 1995’de biten savaşın bilânçosu Müslümanlar açısından çok ağır oldu. Yüz binin üzerinde şehit, kırk bin civarında kayıp, sayıları bilinemeyecek miktarda yaralı ve binlerce dağılmış aile, bir o kadar tecavüze uğramış kadın.


    Sırplar ve Hırvatlar, Osmanlı’nın bölgedeki izlerini tamamen ortada kaldırmak amacıyla kültür hayatını da bitirmeye kararlıydılar. Bunun için Osmanlı arşivlerinin de bulunduğu, Sarayova Devlet Kütüphanesini ateşe verdiler. Tarihi delil olabilecek her türlü eseri yok ettiler.

    Savaş 14 Aralık 1995’de sona erdi ancak travmaları hala devam ediyor. Tecavüze uğrayan kadınlardan bir çoğu intihar ederken, bir çoğu ruhsal hastalıklarla boğuştu. Savaşın psikolojik uzantısı savaşı görenler yaşadıkça bitmeyeceğe benziyor. Bosna’da bu tecavüzlerden doğan ve bu günlerde yaşları 15-20 arası olan çocukların halleri ise içler acısı. Yaşamları kendilerine zehir olan bu çocuklar, yaşamakla ölüm arasında bir hayata mahkûm gibiler.



    Sırpların amacı sadece Bosna topraklarını almak değildi elbette. Sırplar savaş boyunca yaptıkları katliamlarla bölgedeki tüm Müslüman unsurları yok etmek istediler. Sözde medeni batı ise sesiz kalarak katliama ortak oldu. Kelimenin tam anlamıyla Müslüman Boşnaklar dört yıl boyunca son haçlı seferlerine karşı koydular. Ama haçlı orduları bir kez daha başarıya ulaşamadı. Aliya komutasındaki Müslümanlar yeni bir destan yazdılar, Müslüman toprakların bu en uç noktasında…

    Dünyanın 6. büyük, Avrupa’nın 4. büyük ordusunun tüm asker, silah ve mühimmatını elinde bulunduran Sırp ve Hırvatlar; Müslüman Boşnakların direncini kıramayacağını anlayınca barışa razı olmak zorunda kaldılar.

    Bosna’daki katliamlar, inancı ne olursa olsun akıl sahibi herkesin vicdanını kanatmıştır. Srebrenica çevresindeki ilk toplu mezarları ortaya çıkararak Pulitzer Ödülü kazanan Amerikalı gazeteci David Rohde de vicdanı kanayanlardan biridir. Rohde: “Uluslararası camia taraflı bir şekilde binlerce insanı silahsızlandırmış ve sonra da onları en azgın düşmanlarına teslim etmiştir. Srebrenica, uluslararası camianın felaketin uzağında durduğu bir durum değildir. Aksine, uluslararası camianın eylemleri katilleri cesaretlendirmiş, onlara yardım etmiş ve işlerini kolaylaştırmıştır. Srebrenica’nın düşmesi gerçekte olması gereken bir durum değildi. Binlerce iskeletin Doğu Bosna’da oraya buraya saçılmasına hiç gerek yoktu. Binlerce Müslüman Bosnalı çocuğun Sırplar tarafından boğazlanmış babalarının, dedelerinin, amcalarının ve kardeşlerinin hikayesi ile büyümesine hiç gerek yoktu” demiştir.
    Her şeye doğru demek ahmaklıktır, ama her şeyin yanlış olduğunu söyleyen de zorbadır.
    Hz Mevlana

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Lütfen aşağıdaki boşluğa "421kt" yazın.

Giriş

Giriş